Dünya birden bire bu şekli almamıştır. Yer yüzü, galaksi içerisinde belli devreleri geçirmiş. Önce soğuyarak kabuk bağlamış, sonra atmosfer yapılmış ve onun içerisine hava yerleştirilmiştir. Denizlerde ve yerin altında sular biriktirilmiş, yerküre, üstünde canlı varlıkların barınabileceği bir hale ulaşınca, yeryüzüne kademe kademe canlılar gönderilmiştir. Önce bitkiler aleminden, daha kanaatkar ve güç şartlarda hayatiyetlerini  devam ettirebilecek olan yosunlar kendilerine yer edinmiştir.

Daha sonra yüksek yapılı bitkiler boyunlarını, gayp aleminden yer yüzüne uzatmışlar ve zemini rengarenk çiçekler ve yemyeşil çimenlerle bezetmişlerdir.

Arkadan, çimeni ve çayırı, suyu ve havası hazırlanmış olan yeryüzüne, koyunlar, keçileri, arılar ve sinekler gönderilmiştir.

Demek ki, kainatın sahibi, herkesin yeryüzü sofrasını tamam ettikten sonra, bitkileri, hayvanları hazır mekanlara davet etmiştir. Her şey hazır olunca Hz. Âdem babamız ve Hz. Havva validemiz yer yüzüne teşrif ediyorlar.

Bütün varlık âlemlerinin hayranlıkla takip ettiği bu misafirin öyle engin duygu ve düşünceleri, geniş hayal ve tasavvurları vardı ki, bu dünya ona az geliyordu. Belli ki, bu değerli misafir, başka bir alem için yaratılmış, sonsuzluğu isteyen ve arayan duygu ve düşünceleri ebedî bir âlemin varlığından haber veriyordu.

Prof. Dr. Adem Tatlı

Paylaşma linkleri