İnsanın bir eseri, söz gelimi bir bina, nasıl yapıldıysa öyle kalır. Onda gelişme ve büyüme özelliği yoktur. Fakat canlılar böyle değildir. Onlar ister bitki, ister hayvan ve isterse insan olsun, yaratılışları her an yenilenmekte, değişmekte ve farklılaşmaktadır. Bilindiği gibi, canlılar hücrelerden meydana gelmektedir. Her bir hücrede bir anda binlerce değişik reaksiyon söz konusudur. Dolayısıyla insanın yaratılışı bir anda başlamış ve bitmiş bir hadise değildir. Teneffüsle alınan ve verilen hava, besinlerle vücuda giren elementler,  insanın hücrelerinde meydana gelen yapım ve yıkım olayları, insanın her an değiştiğini ve adete yeniden yaratıldığını göstermektedir. Bu değişiklikleri belki küçük zaman dilimleri içerisinde göremiyoruz. Ama daha geniş aralıklarla kendimize bakınca bunu kolayca anlayabiliriz. Meselâ, 80 yaşındaki bir kimse, her sene bir fotoğraf çektirmiş olsa, ilk yıllardaki resimlerin kendisine ait olduğunda tereddüt edecek kadar değişiklikleri gözlemesi mümkündür.

Demek ki, insanın vücudundaki elementler ve onların teşkil ettiği moleküllerde devamlı değişiklikler olmakta ve insan adeta her an yeniden yaratılmaktadır. Bir saniye sonraki insanın, pek çok atomu yenilenmiş, adeta yeni bir insandır. Bu bakımdan, Allah’ın kainattaki icraat ve tasarrufu her an devamlıdır. Kainat, bazı felsefecilerin tasavvur ettiği gibi, kurulmuş bir saat gibi, Allah tarafından yapılmış ve ondan sonra kendi haline bırakılmış değildir.

İşte böyle her anı farklılık gösteren insan, her saniye başka bir insandır. Dolayısıyla bedenine gelen yeni elementlerin iman nuru ile nurlanması için, insanın imanını her an tazelemesine ve ibadet ve tefekküre ihtiyacı vardır. 

Prof. Dr. Adem Tatlı

Paylaşma linkleri