F:Evrim teorisine göre, ruh ve hayatı olmayan toprak ve sudaki zerreler evrile devrile önce tek hücreyi, sonra çok hücreli organizmaları, sonra da diğer canlıları oluşturdu. Yani şu ayağımızın altındaki toprak ve önümüzdeki su evrildi, devrildi, birbirine karıştı ve milyonlarca sene sonra gökte uçan kuşlar meydana geldi.Doğrusu, bugüne kadar evrim teorisiyle ilgili birçok kitaplar okudum. Ancak, evrimleşme sürecinin nasıl olup da cansız parçacıklardan harikulade sistemler sahibi canlı organizmaları yaptığını bir türlü anlayamıyorum. Sen bana yardımcı olabilirsin.

Bence ilim ve kudret sahibi bir ustanın müdahalesi olmaksızın, cansız elementlerden kuş çıkması, bisikletten uçak çıkmasından binlerce derece daha zordur.

 

T:Tekrar ediyorum, biraz modern biyoloji ve anatomi okursan, evrimle nasıl oluştuklarını anlarsın.

 

F:Sanırım bu konuda sana nispeten daha çok bilgiye sahibim. Dört yıl sağlık meslek lisesinde eğitim gördüm. Çok sayıda popüler bilim kitabı okudum. Ancak canlılar hakkında bilgim artıkça evrim teorisinin safsata olduğu noktasındaki fikrim daha da pekişiyor. Seküler bilimin peygamberi olan Darwin’i insanlığın en büyük yalancılarından ve evrimi de en büyük yalanlardan sayıyorum. Yanılıyor olabilirim. Doğrusunu senden duymak istiyorum. Evrimleşme sürecinde doğal kuvvetlerin rastgele müdahalesiyle bu kadar canlı organizmanın nasıl oluştuğunu anlatır mısın? Örneğin, bir meyve ağacı nasıl oldu binlerce meyve ağacına dönüştü?

 

T:İzah edeyim. Örneğin, portakal ağacından kazayla biraz farklı genetik kodu olan bir meyve çıktı. Yeşerince elma ağacı oldu.

 

F:Ne güzel kazaymış! Biz de kazaları genelde nahoş biliriz. Oysa meyve ağaçlarının kazaları pek de hoş olmuş. Yoksa bütün ömür bir tek meyveye talim ederdik. Binlerce meyve olduğuna göre, binlerce kaza olmuş.

Bazı evrimciler de meyveli ağaçların evrilmesinden sonra sürüngenlerin kanatlanmaya başladığını iddia ediyor. Geçenlerde NOVA belgesellerinin birinde izledim. Sözde bir bilim adamı çıkıp ortak evrimden bahsetti. “Ağaçların evrilerek meyve vermesiyle sürüngenlerin kanatlanması aynı döneme rastlıyor” dedi. Önce ağaçlar tesadüfî mutasyonla meyve vermeye başlamış. Bunun akabinde de sürüngenler evrilerek ağaca tırmanacak meziyetler kazanmış. Ağaca çıkınca bir de inmesi olacak. Bunun için de kanatlanmış bizim sürüngenler.

Adamın anlattıklarını bir de simülasyon haline getirmişler, saçmalığı aleni bir şekilde görülsün diye. İnan, söz konusu programı izlerken hem çok güldüm hem de çok üzüldüm. Güldüm çünkü tam bir komediydi. Öte yandan, Batı’daki insanların büyük çoğunluğunun bu esassız efsaneye inandıklarını düşününce sevincim kayboldu. Onlara acıdım. Doğrusu, akıl ve bilimin çok öne çıktığı bir asırda insanların nasıl böyle bir safsataya inandıklarına akıl erdiremiyorum.

 

T:Sana göre safsata. Çünkü senin inancınla çok çelişiyor. Bilim adamları kuşların sürüngenlerden geldiğini delilleriyle ortaya koymuş. Senin gibi inanca dayalı hüküm vermemişler.

 

F:Aslında evrimci bazı bilim adamları bile bu safsatayı hazmetmekte zorlanmış. Örneğin, evrim masalını saçma bulup kuşların sürüngenlerden evrildiğini aklına sığıştıramayan bir biyolog da 1940’larda, sürüngenlerin bir zaman kazayla kuş yumurtası yumurtladığını iddia etmişti. Ne garip ki insanlar ortaya çıktıktan sonra kazalar aniden kesilivermiş.[1] Gayet hoş bir hikâye! Senin rasyonel prensiplerine göre, bu tarz kazaların olduğuna ilişkin bir delil yoksa inanmamak gerekir. Senin delilin nedir? Bana kendi meyvesinden başka bir meyveyi veren bir ağaç gösterebilir misin? Hiç elma ağacının portakal, muz ağacının nar verdiğine şahit oldun mu? Bana bir tek örnek gösterebilir misin?

 

T:Hımmm! Evrim teorisine göre eskiden olmuş.

 

F:Evrimciler bunu görmüşler mi? Elbette hayır. Meyveleri her şeyin Rabbine vermek istemediklerinden bu yalanı uydur­muşlar. Oysa tekerlek gibi basit bir aletin icadı bile hayat, ilim, şuur ve kudret sahibi bir ustayı gerektirdiğini biliyoruz.

Binlerce yıl önce icat edilen basit tekerlek evrilerek bugünkü modern tekerlekli araçları yaptı diyemeyiz. Eğer böyle dersek, gecesini gündüzüne katan binlerce, hatta milyonlarca ilim ve kudret sahibi insanın emeğini inkâr etmiş oluruz. Aynı şekilde, basit bir hücreden günümüzdeki milyonlarca farklı canlı türünün de ilim ve kudret sahibi birinin müdahalesi olmadan evrildiğini de söyleyemeyiz.

 

 


[1] Darwincilerin kabullendiği kazalardan biri de “Cambrian kazası”dır. Evrim teorisi, canlıların bir tek hücreyle başlayıp küçük değişimler sonucu dört milyar yılda çeşitlilik kazandığını iddia ediyor. Ancak, bilimsel çalışmalar, çok hücreli canlıların fosillerinin 600 milyon yılın ötesine götüremiyor. Evrimciler buna da bir çözüm bulmuşlar. Bundan 550 milyon yıl önce, “Biyolojik Büyük Patlama” adını verdikleri “Cambrian patlaması” ile aniden farklı türlerinin oluştuğunu iddia ediyorlar. Yani farklı türlerin öyle zamanla değil, bir anda oluştuğunu bilim de kabul ediyor. Ancak, bunu ilahî bir kudrete vermek yerine, tesadüfen türlerin birbirinden türemesinde büyük patlama yaşandı diyorlar. Oysa burada sormak lazım: Niye patlama oldu? Ne oldu da birden böyle bir patlama meydana geldi? Niye türlerin çoğalmasını netice verdi de tamamen yok olmasını netice vermedi? Neden bir defa yaşandı da bir daha hiç olmadı?

Paylaşma linkleri