Varlıkların ve özellikle canlıların ortaya çıkışını, günümüze kadar ne gibi değişiklikler geçirdiğini inceleyen evrim teorisi hakkında fikir yürütebilmek ve bu teoriyi anlamak için; geniş bir genetik, embriyoloji ve ekoloji ve fosil bilgisine, derin bir jeoloji kültürüne, antropolojik tecrübe ile biyokimya ihtisasına sahip bulunmak icap eder. Bu da yetmez. Omurgasız ve omurgalılar sistematiğini, karşılaştırmalı anatomi derslerini okumuş olmak, insanlık ve dinler tarihini ve onların kültür seviyelerini, inanç sistemlerini bilmek gerekir. Bu ilim dallarından çoğunu ismini bile duymayan, tam manasıyla geni, kromozomu ve mutasyonu bilmeyen ortaöğretimdeki gençlere, Australopithecus ve Remapithecus gibi fosil serilerini ve primatların soy ağacını vermek, hangi ilmî gelişmenin önünü açacak ve onlara okuma şevk ve heyecanını verecektir?

Yükseköğretimde sadece biyoloji öğrencilerini ilgilendiren bu evrim konusu, üniversitelerin biyoloji bölümlerinin son sınıflarında ve son devresinde programda yer alır.

Yükseköğretim öğrencisinin edindiği biyoloji bilgileri ışığında konuyu daha iyi değerlendireceği düşünülür. Böylece öğrencinin felsefî yorum ve düşüncelerini serbestçe ortaya koymasına zemin hazırlanmış olur.

Ortaöğretim öğrencisi, bilgileri olduğu gibi alır ve o bilgileri kanun şeklinde doğrular olarak kabul eder. Evrim teorisi, genelde felsefî ağırlıklı olup, anlaşılması ve anlatılması, çok geniş bilgi birikimini gerektirmektedir. Böyle bir teorinin ortaöğretim seviyesindeki öğrencilere mutlak doğrular gibi takdim edilmesi, eğitim metodu açısından uygun değildir.

Konun dikkat çekici bir başka yönü de, evrimin Ortaöğretimde mutlaka verilmesi gerektiği yönündeki ısrardır.

Buna gerekçe olarak; evrim teorisinin, herkesin bilmesi lazım gelen bir konu olduğu ve bunun okutulmasıyla bilimsel düşünce alışkanlığının kazanılmış olacağı gösterilmektedir. Bu yaklaşım iki cihetten tutarsızdır.

Birincisi, evrim teorisinde bilimsel bir metot takip edilmemektedir. Çünkü bilimsel düşüncenin en önemli iki unsuru vardır:

1-Konuya peşin hükümle yaklaşılmaz. Yani, araştırıcı, ele aldığı konunun lehinde ve aleyhinde bir kanaatle işe başlamaz.

İkinci olarak ise elde edilen sonuçların veya ileriye sürülen düşünce, ya da delillerin lehinde veya aleyhindeki görüşlere yer verilir. Kritiği, tenkidi ve tarafsız bir gözle değerlendirmesi yapılır. Hâlbuki evrim teorisinde bu temel öğelere yer verilmemektedir.

Dünyanın her hangi bir yerinde bulunan bir fosil, ateist ve materyalist felsefe yaklaşımıyla, yani canlıların silsile halinde ve tesadüfen birbirinden meydana geldiği peşin hükmüyle değerlendirilmektedir. Bu fosil, hemen bütün canlıların atası, ya da bir geçiş halkasını tamamladığı şeklinde basın-yayın organlarına servis yapılmakta, ya da bu görüşler, yangından mal kaçırma çabukluğu içinde, bir takım mecmua ve ansiklopedilerde yer almaktadır. Alternatif görüşlere ise, asla müsamaha gösterilmemektedir. Burada maksat bilimsel bir çalışmanın masum niyetle insanlara duyurulması değildir. Çünkü hiç kimsenin o anda bu fosili inceleme şansı yoktur. Yapılan iş, insanların beyinlerini ateizm adına ideolojik yıkama taktiğidir.

Görüldüğü gibi, bilimsel düşüncenin iki esas kıstası evrim teorisinde bulunmamaktadır. Dolayısıyla, evrimi okuyan genç buradan nasıl bir bilimsel metodolojik çalışma alışkanlığı kazanacaktır?

Evrimin okutulmasındaki ısrarda ikinci gerekçe ise, herkesin bilmesi gereken konular olduğu iddiasıdır.

Şayet evrim teorisi, herkesin mutlaka bilmesi gereken konuları bünyesinde barındırıyorsa, o zaman yükseköğretimde de bu konuların ele alınması gerekir. Hâlbuki evrim teorisi üniversitelerde sadece biyoloji bölümlerinde, o da bazılarında seçmeli ders şeklindedir. Bazı biyoloji bölümlerinin müfredat programlarında böyle bir ders yoktur. Şayet bu bilgiler bilimin vazgeçilmezleri ise ve bilimsel düşünce için mutlaka gerekli ise, o zaman bu evrim teorisinin biyoloji dışında hiçbir yüksek öğretim kurumunda yer almayışını ne ile açıklayacağız? Demek ki, evrim teorisinin ortaöğretimde en ince ayrıntılarına kadar verilmesindeki ısrarın altında yatan, olsa olsa materyalist felsefeye dayalı ateizmin müdafaasıdır.

Darwinizmin dünya bilim camiasındaki kabul durumu nedir?

Darwinizm, ya da Evrim Teorisi, biyologların dışındaki bilim adamlarını birinci derecede ilgilendirmez. Dolayısıyla onların evrim hakkındaki düşünceleri, bazılarının okuduğu ve evrimcilerin kaleme aldığı ders kitaplarından, gazete köşelerinden ya da basın haberlerinden ibarettir. Biyologlardan da, hususi bu konu ile uğraşanların dışındakilerin de Darwinizm konusundaki bilgileri çok detaylı değildir. Doğrudan bu konuyla ilgilenenler de, ateizmi benimseyen pozitivist düşünce taraftarlarının baskı altındadırlar.

Phillip Johnson, Darwinizmin Amerika’daki gücünü, bilimden değil, otoriter kültürden aldığını, bunu kaybettikleri an yıkılacağını ileri sürmekte ve şöyle demektedir:

Darwinistlerin otoriteleri kültürel güce dayanmaktadır. Taraftarları bu güç desteğini bir kez kaybettiklerinde, Darwinizm de Leninizm gibi birden ıskartaya çıkacaktır” (Johnson, P. E. Evrim Duruşması. Terc. Orhan Düz. Gelenek Yayınları, İstanbul, 2003, s. 135).

 

SONUÇ OLARAK

Evrim teorisi, bir takım metafizik değerlendirmeleri içine almakta, deney ve laboratuara dayanmamaktadır. O bakımdan bilimsel bir bilgi değil, felsefi bir bilgidir.

Ortaöğretim öğrencileri konuları yorumlamadan olduğu gibi alır ve o bilgileri kanun şeklinde kabul eder. Diğer taraftan, bu teori hakkında fikir yürütebilmek ve değerlendirme yapabilmek için, çok geniş genetik, anatomi, biyokimya, embriyoloji, jeoloji ve fosil bilgisine ihtiyaç vardır. Bu bilim dallarından bazılarının ismini bile duymayan ortaöğretim öğrencilerine, evrim teorisinin tek taraflı alternatifsiz olarak verilmesi, eğitim metodu açısından uygun değildir.

 

Prof. Dr. Âdem TATLI

 

Paylaşma linkleri