Hüseyin Akın

Tübitak'ın dergisinde Darwin fotoğrafına yer verilmemiş. Olacak iş değil. Hem de dünyanın 'Dünya Darwin Yılı'nı kutladığı bir zamanda. Bir kere Darwin Yılı'nı herkes kendi dünyası için ilan ederse daha iyi olur.

Herkesin dünyası kendine.

Neredeyse Darwin'e itikat etmek zorunlu olacak. Oldu olacak, "Zorunlu Darwin Dersleri" koyun bari.

Koyun dedim de aklıma geldi; yani şimdi koyunlara karşı negatif ayrımcılık olmuyor mu bu? Olmuyorsa sorun değil.

Siz bir şeye 'olmuyor' derseniz bu en azından Darwin teorisi kadar bağlayıcıdır, bunu biliyorum. Evrimciler fena içerlemiş bu duruma.

Yahu kardeşim her şey evrim geçiriyor da, şu bazı evrimciler neden yerinde sayıyor, hep aynı noktaya takılıp kalıyorlar. Yıllar yılı aynı tartışma, sanki genel geçer bir doğruymuş gibi bütün milleti bir teorinin karşısında saygı duruşuna zorluyorlar. Sonra, kim demiş İslam'ın da bir tekâmül anlayışının olmadığını? Diyelim ki ben sizin evriminize inanmıyorum, yani şimdi dinden çıkar gibi maazallah bilimden de mi çıkmış oluyorum?

Yapmayın!

'Herkesin evrimi kendine' demek, daha laik bir yaklaşım olmaz mı? İlla bir kilisesi mi inşa etmek istiyorsunuz bilime. O zaman bu aforoz, bu engizisyon niye? Eğer yaptığınız bir bardak suda fırtına koparmak değil de beyin fırtınası estirmekse, İslam dünyasında bunun örneklerini arayan bulur. Mesela Erzurum'lu İbrahim Hakkı 18. yüzyılda yazdığı Marifetname'de (Cilt:1, Sf: 71) evrime dair teorilerini yüksek sesle ifade eder: "Bu şerefli vücudun yükseliş başlangıcı madenler olmuştur ki, onların başlangıcı kaygan çamurdur. Sonra ondan taşlar mertebesine yükselmiştir. Ta iş ve surette insana benzeyen nesnas ve maymun mertebesini bulmuştur. O mertebeden dahi yükselip insan suretine gelmiştir."

Şimdi bu satırlara Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın marifetleri demeyelim de ne diyelim?

Mevlana daha bir hararetle yaklaşır evrime. Lakin dikkatle bakılırsa Mevlana'nın tekamüle kemalatla ulaştığı görülür. Konu evrim olunca kem âlâtla kemalat (Kötü alet ve malzemeyle iyi şeyler yapmak mümkün değildir) olmuyor, bu kesin. İşte Mevlana'dan kopan beyin fırtınası: "Mesela önce toprak ve cemaddın (cansızdın), seni bitki âlemine getirdi; bitki âleminden 'alaka (kan)' ve 'mudğa (et)' âlemine sefer ettin. İşte keramet budur... Bunu inkâr etme ve sana bundan haber verirlerse kabul et." (Fihi Mafih)

"İlkin, maden idin, sonra bitki, 'Bilahare hayvan oldun: Bu gözlerinden nasıl gizli kalacaktır?' Bundan sonra, bilgi, akıl ve imanla donatılmış insan oldun." (Divan)

Darwin teorisi üzerine geliştirilen tartışma ve alınganlıklar iddia edildiği gibi bilimsel nitelikli falan değil, kraldan fazla kralcılıkla evrim üzerinden din muhalefeti yapma alışkanlığının bir sonucudur. Zira ne Darwin sadece evrim teorisinden, ne de Frued Oedipus kompleksinden ibrettir. Nasıl dinlerin hurafeleri varsa bilimin de hurafeleri ve safsataları vardır.

Bilimin mabetlerine çaput bağlayan babadan görmüşler taifesini şimdi yok mu sayacağız. Kimsenin evrim teorisine ya da başkaca bir teoriye karşı vaziyet aldığı falan da yok.

Teorinin ne demek olduğunu bilenler her gün akla ziyan ne teoriler ortaya atıldığını gayet iyi bilir ve bunların altından geçerken eğilmeye bile ihtiyaç hissetmezler. Zira muhkem hakikat eğreti düşünceye her zaman galebe çalar. Eğer bilime din, dine bilim muamelesi çekme huyundan vazgeçersek bu kısır çekişmeler de kendiliğinden bitecektir.

Hüseyin Akın - Milli Gazete

Paylaşma linkleri