Ekrem Kızıltaş

Sürekli gelişmekte olan ve kısa bir süre önce hayal olduğunu düşündüğümüz şeyleri gerçekleştirmemize imkan sağlayan teknoloji, bilgi edinme ve bu bilgiler üzerinden yorum yapma imkanlarımızı da alabildiğine genişletmiş durumda.

Şu anda sıradan bir ilköğretim öğrencisi bile, bilgisayarı marifetiyle, bir zamanlar çoğumuz için öğrenmesi yıllar gerektirecek bilgilere kısa bir sürede ulaşabilecek durumda.

Kirliliği hariç, bir bilgi okyanusunda yüzüyor gibiyiz adeta...

1800'lü yıllarda yaşamakta olan bir kişi, bitki, hayvan ve insanlar hakkında ne kadar bilgi sahibi olabilirdi acaba?..

Gazetelerin sınırlı olduğu, internet, televizyon ve radyonun bulunmadığı; ulaşım ve haberleşme gibi sahalarda, bugüne nazaran kaplumbağa hızında olunan bir dönemde, bir ya da birkaç kişi, hakikaten büyük bir aşk ve şevkle çalışsalar bile, bugüne referans olabilecek ne kadar bilgi toparlayabilirlerdi?..

TÜBİTAK tarafından yayımlanan Bilim ve Teknik Dergisi'nde Darwin ve Evrim'le ilgili bir makalenin basılmadığı iddiaları üzerine başlayan tartışma, medyanın büyük bir kısmı tarafından ciddi şekilde büyütüldü, nedense.

1809'da doğup, 1882'de ölmüş olan İngiliz doğabilimci Charles Robert Darwin'in 1859'da yayınlanan 'Türlerin Kökeni' isimli kitabı başta olmak üzere diğer çalışmaları ile oluşturduğu fikirlerden esinlenerek oluşturulan ve adı üzerinde bir teori olmasına ve ortaya atıldığı tarihten bu yana ispatlanamamış; bundan sonra da ispatlanamayacağı artık kesinleşmiş olmasına rağmen; Evrim Teorisi, bir kesim için 'olmazsa olmaz' bir saplantı konumuna gelmiş gibidir nerdeyse.

İşin garip tarafı ise bu teoriye sıkı sıkı sarılanların ilerici, modern ve çağdaş oldukları iddiasında olanlar arasından çıkmakta oluşu.

Günümüzde belki de Darwin'in ve beraber çalıştığı insanların hayal ettiğinden çok ötelere taşınmış bir Evrim Teorisi olgusu ile karşı karşıyayız.

Sözkonusu teori, ispat edilememiş olması bir yana, iddia ettiği tezlerin ötesinde bir mana ile anılmaktadır artık.

Sözgelimi, Evrim Teorisi denildiğinde hemen akla gelen, 'insanın maymundan evrildiği' gibi bir iddiadır ve ama Darwin bunu kitabında dillendirmemiştir bile.

Vikipedi'ye göre, Darwin'in meşhur kitabının giriş cümlesi, teorisinin basitçe açıklamasıdır ve o da şöyledir:

"Her canlı türü, yaşaması mümkün olandan daha fazla birey doğurduğundan ve bunun sonucu olarak sık sık tekerrür eden bir hayatta kalma savaşı mevcut olduğundan, yaşamın karmaşık ve zaman zaman değişen koşullarında kendisine fayda sağlayacak herhangi bir değişikliğe sahip olan her canlı, hayatta kalmada daha yüksek şansa sahip olacak ve doğal olarak seçilecektir. Kuvvetli kalıtım prensibi sayesinde, seçilen her cins kendi yeni ve değişik formunu yayma eğiliminde olacaktır."

Bu temel fikirden hareketle Evrim Teorisi adı altında, 'bütün canlıların tek hücreden oluştuğu, zaman içerisinde tesadüflerle tek hücrelilerden çok hücrelilere, yani basitten karmaşık olan canlılara doğru bir seyir izlendiği ve bu arada 'doğal seçilim (seleksiyon)' yoluyla evrimleşen yani gelişen canlıların ayakta kaldığı...' şeklinde bir teori oluşturulmuş ve bununla da, canlıların tümüyle Cenab-ı Hakk tarafından var edilmiş olduğu gerçeği perdelenmeye çalışılmıştır.

Kendilerini çağdaş ve modern addedip, bilimsel takıldıkları iddiasında olanların; bir buçuk asır önce ileri sürülmüş ham fikirlere takılıp kalmaları, ne kadar tuhaf!..

Bütün bunların geçersiz ve anlamsız olduğu, bilimsel olarak da ortaya konulmuş durumda.

Bazı çevreler bunu aşabilirlerse eğer, evrimleşecekleri kesin!..

Ekrem Kızıltaş, 16 MART 2009, Milli Gazete

Paylaşma linkleri