Özellikle, bilimsel platformdan alınarak farklı yönlere çe­kilmek istenen evrimin nirengi noktalarının bilinmesine, her bilim dalından daha fazla ihtiyaç vardır. Çünkü, "evrim" terimi­nin kullanıcısına göre yönü ve derinliği değişmektedir. Bu konudaki farklı yaklaşımları en aza indirmede bilinmesi gereken, evrimin üç nirengi noktasının olduğudur.

NİRENGİ, bir alanı üçgenlere bölerek haritası çıkarma işlemi­dir. Bir bölgenin nirengi noktalarını tayin etmeden, yani ha­ritasını çıkarmadan, bir alanın zemindeki yerini bulmak he­men hemen mümkün değildir.

Nirengi noktalarının bilinmesinde sadece arazi ve harita konularında değil, sanki her sahada ihtiyaç vardır. Zira, ana hatlarıyla sınırları bilinemeyen, ya da yanlış algılanan bir ko­nunun derinliğine inildiği zaman isabetli yaklaşımda bulunu­lmayacağı gayet açıktır.

Özellikle, bilimsel platformdan alınarak farklı yönlere çe­kilmek istenen evrimin nirengi noktalarının bilinmesine, her bilim dalından daha fazla ihtiyaç vardır. Çünkü, "evrim" terimi­nin kullanıcısına göre yönü ve derinliği değişmektedir. Bu konudaki farklı yaklaşımları en aza indirmede bilinmesi gereken, evrimin üç nirengi noktasının olduğudur. Bunlar;

1. Evrim, biyolojinin felsefesidir. Yani evrim, felsefî bir konudur.

2. Felsefî konularda bir fikrin doğruluğu ve yanlışlığı iddia edilmez.

3. Evrim terminolojisi yerinde ve doğru manada kullanıl­malıdır.

Şimdi bunlara kısa göz atalım.

 

1- Evrim, biyolojinin felsefesidir

HER ŞEYDEN ÖNCE, Evrimin neleri kendisine konu aldığının iyi bilinmesi gerekir. Gününmüzdeki kullanımı ile; her bir canlının ilk defa nasıl ortaya çıktığı ve günümüze ne gibi de­ğişiklikler- şayet olmuşsa- geçirerek geldiği, cansız ortamın nasıl var edildiği ve hangi yollardan geçerek bu güne ulaştı­ğı, bu canlı ve cansız varlıkların yaratılış gayelerinin ne oldu­ğu, yani, bir bütün olarak, kâinatın mahiyeti ve yapısının ne olduğu hususu evrimle açıklanmaya çalışılır.

Görüldüğü gibi, konu çok geniş ve hem de geçmişe aittir. Dolayısıyla bu kadar geniş bir geçmişin, bir değil, pek çok te­oriyle de açıklanması kolay değildir. En azından, açıklama ve ifadelerde gerçeğe ne kadar yaklaşıldığı bilinemeyecektir. Zi­ra, geçmişi yeniden yaşamak mümkün değildir. Bu konular­da doğruluğu laboratuvarda ispatlanan hususlar varsa, o za­ten felsefenin konusu olmaktan çıkmış, bilimsel kanunların mevzuu olmuştur.

O halde, Evrim adına ileriye sürülen görüşlerin felsefî bir düşünce tarzı olarak telekki edilmesi gerekir. Bu durumda, aynı konu hakkında birbirine tamamen zıt felsefî görüşler olabilecektir.

 

2- Felsefi konularda bir fikrin doğruluğu veya yanlışlığı iddia edilmez

FELSEFE terimi lügatta; "Varlığın veya bilginin ilmi olarak araştırılması, ya da felsefeciye göre hususi prensipler veya herkesin hususi fikri" olarak tarif edilir.

Tanımından da anlaşılacağı gibi, felsefi görüş, bir düşünce adamının her hangi bir konuda, hususi fikri ve değerlendir­meleridir. Bir fikrin doğru veya yanlışlığının ileri sürüklebilmesi için, bir kıstas, bir ölçü lazımdır. Bir fikir adamına "Senin fikrin yanlıştır" denildiği zaman, haklı olarak, neye göre yanlış olduğu sorulacaktır. Zira, birisinin yanlış telakki ettiği bir husus, bir başkasına göre doğru olabilir. Şayet o konunun bilimsel olarak, yani deneyle, doğruluğu veya yanlışlığı ispatlanmışsa, o zaten felsefenin konusu olmaktan çıkmıştır.

Ama konu felsefi açıdan değil de, Semavi Kitaplar açısın­dan ele alınıyorsa, o zaman, bir görüşün doğru veya yanlışlı­ğı bunlara kıyas edilecektir.

Aslında kainattaki varlıkların nasıl teşekkül ettiği, ne için yaratıldığı tarzındaki sorulara, Hz. Âdem'den beri cevap aranmış ve bu hususta iki değişik yol izlenegelmiştir. Birisi, akıl ve mantığı esas alan felsefecilerin takip ettiği yol, diğeri de Semavi kaynakların belirttiği yoldur.

 

3- Evrim terminolojisi yerinde ve doğrumanada kullanılmalıdır

HER SAHADA olduğu gibi, evrim konusunda da, Arapça, Farsça ve Osmanlıca kelimeleri dilden uzaklaştırma gayreti ile, mana nüansları birbirine yakın, fakat ayrı kavramları ifa­de eden pek çok kelime ve tâbir atılarak hepsi de tek kelime altında toplanmıştır. Bunlardan; tekâmül, tahavvül, terakki, istihale, tebdil, tebeddül, tağyir, tegayyür, sudur, tecdid, te­ceddüt, ontojeni, fılojeni ve evolusyon yerine "evrim" terimi konmuştur.

Değişme, başkalaşma, farklılaşma ve gelişme manalarının yüklendiği "evrim", biyolojide bilinen ve yaygın kullanımı ma­nası ile; tesadüfen bir canlıdan bir başka canlının, bir madde­den bir başkasının, tabiatın tesiriyle teşekkülünü ifade eder.

Tekâmül

Tekâmül, canlı veya cansız her hangi bir varlığın tedricen, ya da yavaş yavaş belirli bir olgunluğa erişmesi, mükemmel hale gelmesidir. Meselâ, yer yüzü ilk yaratılışından itibaren tekâmül ederek, insan ve diğer canlıların yaşayabileceği bir yapıya ulaşmıştır. Bir insan, başlangıçta tek hücreden ibaret iken, tedricen; cenin, bebek, çocuk, genç, yetişkin safhaya kadar gelişme gösterir. Aynı şekilde, bir şeftali çekirdeği embriyo safhasından itibaren tekâmül ederek filiz, fidan ve neticede ağaç safhasına ulaşır. Görüldüğü gibi, hem canlı ve hem de cansız âlemdeki bütün varlıklar tekâmül gösterirler. Bir başka deyişle, kâinattaki bütün varlıklar tedrici tekamül kanununa tabidirler.

Tahavvül

Evrim konusunda yanlış değerlendirmelere sebep olan tâbir­lerden birisi de tahavvüldür. Bunun yerine de evrim kelime­si kullanılmaktadır. Halbuki, tahavvül ile açıklanmaya çalışı­lan, atom veya moleküllerin bir mertebeden bir başka merte­beye geçişidir. Meselâ, insanın bünyesinde bulunan bir demir atomunun; kayaçtan toprağa, topraktan bitkiye ve oradan da insana geçişi, tahavvül ile açıklanmaya çalışılmıştır. Bilindiği gibi, gerek bitki, gerek hayvan ve gerekse insandaki bütün elementlerin alınışı benzer tarzdadır.Yani, evrende tahavvül kanunu hüküm sürmektedir.

Sonuç olarak, evrimin ifade ettiği, tesadüfen bir türden bir başkasının teşekkülü ile, tekâmül ve tahavvül kelimelerinin ifade ettiği manalar tamamen değişiktir. Tegayyür, tebeddül v.s gibi kelimerin ifade ettiği manalar da, farklılık göstermek­tedir.

Birisi;

"Evrim var mıdır, yok mudur?" dediği zaman haklı olarak sormamız gereken şudur:

- Siz Evrimle neyi kastediyorsunuz?

Eğer, tekâmül veya tahavvül manasında bir gelişmeyi kastediyorsa, evrenin tekâmül ve tahavvül kanunlarına tâbi olduğunu, ama tesadüfen bir türden veya bir varlıktan bir başkasının meydana gelmesini kastediyorsa, bunun felsefî bir görüş olduğunu, bilimsel verilerin böyle bir felsefî görüşü desteklemediğini söylemek her halde hakkımız olmalıdır.

 

Prof.Dr. Adem Tatlı

Paylaşma linkleri