Gülay Pınarbaşı

Canlılardaki ortak yaşam örnekleri, insanları hayrete düşüren çok olağanüstü detaylar içerir. Mercanlarda ortak yaşamın çok değişik örnekleri görülmektedir. Resif oluşturan mercanların gıdasını tek hücreli yosunlar karşılar. Mercanlarla yaşayan bu yosunlar, güneş ışığını kullanarak fotosentez yapar ve ortaya çıkan besinlerin neredeyse hepsini mercanın dokularına bırakırlar. Fotosentez yapmaları için yosunlara güneş ışığının ulaşmasını ise mercanlar sağlar. Mercanın sürekli ürettiği mukus, yüzeydeki tortu ve kumu giderir, mercan yüzeyinin sürekli temiz kalmasını sağlar. Bu temizleyici mukus maddesi aynı zamanda küçük deniz canlıları için de iyi bir besin maddesidir.

Çok sayıda böceğin hayatı, bedenlerinde yaşayan bakterilerin varlığına bağlıdır. Yaprak bitlerinin de aynı şekilde hayatlarının bağlı olduğu bir bakteri türü vardır. Yaprak biti, kamış benzeri ağız kısmıyla bitkilerin özsularını emerek beslenir. Ancak bitkilerin özsuyu, hayvan vücudunda sentezlenmeyen, besin yoluyla alınması gereken amino asitler açısından oldukça fakirdir. Yaprakbitlerine, ağustosböceklerine ve bitki özsuyu ile beslenen diğer böceklere ihtiyaçları olan amino asitleri bakteriler üretmektedir.

Yaprak bitlerini,  yaşamlarının bağlı olduğu bakterilerle kim buluşturmuştur?

Hiçbir organı olmayan, su üstü dünya ile bağlantısı bulunmayan mercanlar, gökyüzünde bulunan güneş ışınlarının yosunlara ulaşması gerektiğini nereden bilmektedir?

Allah özel olarak yaprak bitinin bedeninde bitki özsuyunu sentezleyecek amino asitleri yaratmaz. İnsanların yaratılış delillerini görmeleri için yaprak bitine gereken amino asitleri üretecek bakterileri yaratır ve bu iki canlıyı ortak yaşamlı kılar. Ortak yaşamda görülen aklın canlıların planladığı davranışlar olduğu iddia edilemez. Bu canlılar, yeryüzünde var oldukları ilk günden beri sonsuz akıl sahibi Allah'ın ilhamı ile hareket etmektedirler. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

"... Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur, tümü O'na gönülden boyun eğmişlerdir." (Bakara Suresi, 116)

Allah pek çok ayetinde "aklını kullanan bir topluluk için" (Rad Suresi, 4)  yarattığı varlıklarda ayetler olduğunu  bildirmektedir . Yine başka bir ayette insanlar düşünmeye şöyle sevk edilmektedir:

"Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz?" (Nahl Suresi, 17)

Bilim adamları dahil tüm insanların Nahl Suresinde bildirilen yukarıdaki ayeti vicdanlarını kullanarak düşünmeleri çok önemlidir. Yüce Allah'ın yarattığı çeşitliliğin bir benzerini oluşturabilecek bir güç var mıdır? 'Bilim' kelimesinin amacı Allah'ın yarattığı varlıkların harikalıklarını insanların gözlerinin önüne getirmek değil midir? Bilim adamları araştırdıkları sistemlerin tesadüflerle açıklanamayacak mükemmellikte olduğunu görünce neden üstün bir aklın var olduğunu kabul etmek yerine, akıl ile ilişkisi olmayan kör evrim teorisini seçmektedirler? Yukarıda anlatılan özelliklerin ancak kimya, biyoloji gibi bilgilerle verilebilecek kararlar olması evrim teorisini yıkıp geçmektedir. Allah'ın yeryüzünde yarattığı olağanüstü sistemlerin altında ezilmiş olan evrim teorisini savunan kişiler sahip oldukları mantıksız inançları terk etmeli ve bilimin ispatladığı gerçeklere bakmalıdırlar.

Gülay Pınarbaşı, 03 MART 2009, Milli Gazete

Paylaşma linkleri