Dr. Furkan Aydıner, Darwin’in izinden giden milyonlarca kişinin, Darwin gibi, atasını kaybetmekle kalmadıklarını, imanlarını da kaybettiklerini söylüyor. Aydıner’e göre bir zamanlar Haçlı Savaşları yapan “Hıristiyan Avrupalılar”, büyük çoğunluk itibariyle “Ateist Avrupalılar”a dönüştü.

 

Nihayet “Darwin Yılı”mız da oldu! Bu yıl münasebetiyle gerek ülkemiz sınırları dâhilinde gerek dünya genelinde programlar düzenleniyor, kitaplar yayımlanıyor, makaleler ve akademik araştırmalar okurlarla paylaşılıyor.

Darwin’in evrim teorisi, modern Batı düşüncesinin neredeyse her alanını etkiledi. Sosyologlar, sosyal Darwinizm’i geliştirdi. Kozmologlar, kâinatın evrimle nasıl oluştuğuna ilişkin kuramlar kurdu. Psikologlar, insan davranışlarını evrimsel kalıntılarla izah etmeye çalıştı. Tıpçılar, Darwinci prensiplerle hastalıkları açıklama yoluna gitti.

Nesil Yayınları tarafından yayımlanan, Florida State Üniversitesi Nöro-İktisat ve Mutluluk Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Furkan Aydıner imzalı ''Atasını Kaybeden Ateist''  isimli kitapta Darwin ve meşhur evrim teorisine dair önemli açıklamalara yer veriliyor.

Dr. Aydıner’e göre, “Darwin’in izinden giden milyonlarca kişi, Darwin gibi, atasını kaybetmekle kalmadılar, imanlarını da kaybettiler.” Öyle ki, bir zamanlar Haçlı Savaşları yapan “Hıristiyan Avrupalılar”, büyük çoğunluk itibariyle “Ateist Avrupalılar”a dönüştü.

Dr. Aydıner’in “Atasını Kaybeden Ateist” isimli kitabındaki başaktör aslında Darwin’in bizzat kendisi değil. Onun açtığı yolda gidip, tıpkı onun gibi hem atasını hem de imanını kaybeden bir akademisyen: Dr. Thomas Carmel.

Kitabın ana kurgusu ise Dr. Thomas Carmel ile yazar Aydıner’in Darwin ve onun meşhur evrim teorisi üzerindeki entelektüel seviyede gerçekleştirdikleri uzun soluklu görüşme, tartışma ve değerlendirmelerle şekilleniyor.

Dr. Furkan Aydıner’le bu kitabı hakkında konuştuk.

 

Thomas’la tanışmanız nasıl oldu?

Teslis inancını kabul etmeyen bir kilisede tanıştım Dr. Thomas Carmel’le. “Özgür Düşünürler” namıyla kurdukları bir grubun başını çekiyordu. Grup üyeleri her hafta perşembe akşamı bir araya gelip dinî, bilimsel ve felsefî konularda düşünce egzersizleri yapıyorlardı. İnsanları düşünmekten alıkoymak için her türlü oyuncaklar icat eden bir diyarda, halen düşünenlerin olduğunu öğrenmem beni sevindirmişti. Çok geçmeden, “Özgür Düşünürler”in haftalık toplantılarına katılmaya başladım.

“Özgür Düşünürler”i, Kur’an’ın yüksek hakikatleri üzerine düşünmeye davet ettiğimde büyük tepkiler aldım. Katıldığım ilk toplantıda grubun lideri olan Thomas’la Allah’ın varlığı konusunda, çok heyecanlı bir tartışma yapmıştık. Önce kuşkuyla yaklaştılar bana. Sonra kuşku, yerini meraka bıraktı. Bitmeyen sorular geldi ardı sıra. Umumi istek üzerine, Allah’ın varlığının delilleriyle ilgili bir sunum yaptım grup üyelerine. Her şey ondan sonra başladı. 

 

Thomas kimdir? Özgeçmişi hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Thomas, kendi tabiriyle, “bir hakikat arayışçısı”. Ancak, gözüne perde inmiş, kulağı tıkanmış bir arayışçı. Kâinatın nasıl var olduğunu merak eden, sorgulayan, sürekli okuyan biri. Erken yaşta emekli olmuş ve ömrünün geri kalan kısmını beş sorunun cevabını aramaya adamıştı. Bu soruların birincisi Allah’ın varlığı, ikincisi ise ahiretin varlığıyla ilgiliydi. Thomas’a göre, akıllı bir insan için bu iki sorudan daha önemli hiçbir şey olamazdı. Kısacası, Thomas “Ben nereden geldim?” ve “Öl­dükten sonra nereye gideceğim?” sorularına cevap arıyor. Açıkçası Rabb’ini arıyor.

 

Ateist düşünce ve görüşler, Thomas aynasından nasıl bir insan tipi ortaya koyuyor?

Thomas, bu asırdaki inkâr fikrinin tam bir prototipi. Üniversite yıllarına kadar inanan biri. Seküler bilim ve dinsiz felsefenin öğretileriyle imanını kaybetmiş. Ancak, halen ümidini kaybetmemiş, dürüst bir entelektüel. İnkâr fikrinin mahiyetini düşünüp, sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçınmayan biri. Eğer bir yaratıcı varsa, O’nu bulup, O’na kulluk etmenin insan yaşamının en önemli gayesi olduğunu kabullenen biri. Bunun içindir ki, para peşinde koşmak yerine, erken emekliye ayrılıp, hakikat peşinde koşturmaya karar vermiş. Ancak, seküler bilim ve dinsiz felsefe gözünü katmerli bezlerle bağlayıp kör ettiği, kulağını bin bir şeyle tıkadığı için etraftaki hadsiz Rabbanî ayetleri göremiyor, her şeyden yükselen tesbih ve tehlil seslerini işitemiyor.

 

Thomas’ın ateizme dair iddiaları sizce yeni miydi? İlk defa muhatap olduğunuz görüşler var mıydı?

Büyük çoğunluğu itibariyle bildiğim iddialar. Hatta diyebilirim ki, ilk ateistten günümüze kadar bütün ateistlerin söyledikleri arasında pek fazla fark yok. Hepsi aynı şeyi farklı şekilde söylüyor. Çünkü hepsinin üstadı birdir. Neticede, şeytandan aldığı telkinlerle inkâra gidiyorlar. Doğrusu, Kur’an inkâr fikrini ve inkârcıların halet-i ruhiyelerini çok iyi tahlil ediyor. Ateistleri iyi anlamak için Kur’an’ın onlarla ilgili ayetlerini iyi anlamak gerekir. Hatta diyebilirim ki, ateistler iddiaları ve yaşamlarıyla aslında bilmeden Kur’an’ı teyit ediyorlar. Yani, Kur’an’ın onlar hakkındaki hükümlerinin doğru olduğunu gösteriyorlar.

 

Ateizmle Darwinizm arasında ne gibi bağlantılar söz konusu?

Bu bağlantıyı anlamak için öncelikle Darwin’in evrim teorisinin evrim sürecini anlamak gerekir. Darwin, Hıristiyan bir ailede dünyaya gelir. Atasının “Âdem” olduğu kendisine anlatılır. Ancak o bundan kuşku duyar. 1831 yılında atasını arama yolculuğuna çıkar. Diyar diyar dolaşıp fosil toplar. Beş sene sonra binlerce hayvan fosiliyle geri döner. Yirmi sene boyunca getirdiği fosilleri incelemeye koyulur. Fosiller arasında benzerlikler bulur. Farklı canlı türlerinin pek de farklı olmadığını fark eder.

1859 yılında bastığı Türlerin Kökeni (The Origin of Species) kitabında bütün canlı türlerinin birbirinden türediğini iddia eder. Gerçi söz konusu kitapta insanın atasından aleni bir şekilde bahsetmekten çekinir. Ancak, 1871 yılında bastığı İnsanın Atası (The Descent of Man) isimli kitabında insanın maymun­dan geldiğini açıkça söyler. Darwin, atasının kemiklerini bulmak için çıktığı yolculuktan binlerce fosille geri dönmüş; ancak gerçek atasını kaybet­miştir. Sadece atasını değil, imanını da kaybetmiştir.

Thomas gibi, Darwin’in açtığı yolda binlerce bilim adamı yürüdü ve yürümeye devam ediyor. Onun evrim teorisi, modern Batı düşüncesinin her alanını etkiledi. Sosyologlar, sosyal Darwinizm’i geliştirdi. Kozmologlar, kâinatın evrimle nasıl oluştuğuna ilişkin kuramlar kurdu. Psikologlar, insan davranışlarını evrimsel kalıntılarla izah etmeye çalıştı. Tıpçılar, Darwinci prensiplerle hastalıkları açıklama yoluna gitti. Hâsılı, Darwinci dünya görüşünden nasibini almayan hiçbir bilim dalı kalmadı. Aradan geçen bir buçuk asırlık süre zarfında Darwin’in izinde giden milyonlarca kişi, Darwin gibi, atasını kaybetmekle kalmadılar, imanlarını da kaybettiler. Öyle ki, bir zamanlar Haçlı Savaşları yapan “Hıristiyan Avrupalılar”, büyük çoğunluk itibariyle “Ateist Avrupalılar”a dönüştü. Oysa 16. ve 17. yüzyılda, Avrupa’da birine “ateist” demek büyük bir hakaret olarak algılanırdı.

 

Darwin neyi ispatlamaya çalışıyor? Ve teorisine neleri delil gösteriyor?

Darwin hayatın nasıl ortaya çıktığını; hayat veren, ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcı’yı işin içine sokmadan açıklamaya çalışıyor. Milyonlarca canlı türünün basit bir hücreden nasıl evrildiğini anlatıyor. Ancak, bilimsel hakikat demek yerine, efsanevi bir masal demek daha yerinde olur.

Ne diyor Darwin evrim masalında? Bir varmış bir yokmuş. Daha doğrusu, kum varmış, kuş yokmuş; toprak varmış, yaprak yokmuş; taş varmış, tavşan yokmuş; su varmış, sincap yokmuş. Derken aniden küçücük bir şey belirmiş. Dört molekülden oluşan basit bir şey. Adına "hücre" demişler. Gel zaman git zaman, hücre evrile, devrile dere tepe düz gitmiş. Ben diyeyim birkaç milyar, sen de birkaç milyon yıl, bir güz geçmiş.

Basit hücreler kazara karmaşık hayvanlara dönüşmüş. Kimisi, kazara denizde balık olup yüzmüş. Kimisi kazara karaya kaçıp sürünmüş. Kimisi kazara havaya çıkıp uçmuş. Her birisi, kazara bulunduğu ortama ayak uyduracak kabiliyetler edinmiş. Hem de öyle kabiliyetler ki, seyredenleri hayretler içinde bırakıyormuş. Mahiyetlerini tam olarak saymaya vakit yetmiyormuş. Bütün bilgeler toplanıp binlerce sene uğraştıkları halde sırlarına tam akıl erdirememişler. Bütün bu gariplikler olurken, ne hiçbir insan gözü görmüş. Ne hiçbir insan kulağı duymuş. Ne de kameralar çekmiş. Peki insanlar nasıl muttali olmuş bütün bunlara? İki yüz sene önce dünyaya gelen Darwin Dede'den duymuşlar.

 

Neden Darwin’in evrim teorisi insanları ateist yapıyor?

Bunun birçok nedeni sayılabilir. Birincisi: Evrim Teorisi, Allah’ın en muhteşem eserleri o­lan canlıları sebeplere, tabiata ve tesadüfe veriyor. Başka bir deyişle, en parlak ilahî ayetlerin üstünü kalın bir perdeyle örtüyor. Aynı düşünceden etkilenen başka bilim adamları ise di­ğer ilahî eserler için benzer şeyi yapıyor. Ve sonuçta yaratıcıya ihtiyaç olmadan her şey izah ediliyor. Tabir yerindeyse, Allah’a verecek hiçbir şey kalmıyor.

İkincisi: Evrim Teorisi, insanın atasının Hz. Âdem (a.s.) oldu­ğunu söyleyen İbrahimî dinlerin öğretisiyle çelişiyor. Okullar­da seküler bilim adamlarının evrim teorisini hakikat gibi sun­ması inananlara şüphe verip, neticede bazılarını inkâra kadar götürüyor. Çünkü insanın gerçek atasının kim olduğu konusunda ya Darwin’in teorisi doğrudur veya İbrahimî dinlerin öğretileri. İkisi birden doğru olamaz. Evrim Teorisi’nin doğruluğuna inanan, İbrahimî dinleri kabullenmekte zorlanır.

Üçüncüsü: Evrim Teorisi “hayat mücadeledir” varsayımına dayanıyor. Evrime göre, evren güçlü olanın zayıf olanı yok ettiği “kurtlar sofrası”na benzer. Sofradan bir şeyler kapan hayatta kalırken, kapamayan kaybolup gidiyor. Oysa İbrahimî dinler “hayat yardımlaşmadır” tezine dayanır. Sonsuz rahmet sahibi Yaratıcı, bin bir şeyi hayat sahiplerinin yardımına koşturup hayatı idame eder. Evrim Teorisi’nin “hayat mücadeledir” tezini kabul eden, İbrahimî dinlerin “hayat yardımlaşmadır” tezinin yanlış olduğunu düşünerek sonuçta inkâra gidebilir.

 

Evrim Teorisi bundan 150 yıl önce ortaya atıldı. Ve bugün yine teori olmaktan öteye geçemedi. Hatta çok defa çürütüldüğü halde nasıl oldu da bugüne kadar gündemde kalmayı başarabildi? UNESCO’nun 2009 yılını Darwin Yılı ilan etmesinde bir kasıt var mıdır sizce?

Bunu gayet normal karşılamak gerekir. Darwin seküler Batı düşüncesinin çağdaş peygamberlerinden sayılır. Biz nasıl Peygamberimizin doğum gününü kutluyorsak, onlar da kendi peygamberlerini anmak istiyorlar. Bu kadar basit.

Evrim Teorisi, aslında teslis inancını saçma bulan bilim adamları için biricik sığınak olduğu için ayakta kaldı. Batılı bir bilim adamı ya teslise veya evrime inanacak. Teslise inanmaktansa evrimi kabullenmek daha makul geliyor. Kaldı ki, asırlarca kiliseden gördükleri acıyla, kutsala tam savaş açmışlar. Dini bütünüyle reddetmek istiyor. Onun için “evrim sığınağı ve tapınağı” dışında başka bir seçenek yok gibi.

 

Türkiye’de TÜBİTAK’ın bir yayını dolayısıyla Darwin konusu hayli tartışıldı. Siz bu tartışmaları nasıl buluyorsunuz?

Türkiye'de Darwinizm’i savunanlar bilimsellik zırhına bürünüp, karşıtlarını "gericilik"le itham ediyor. Bazı Darwinizm karşıtları da, "saçmalık"lara tahammül olamaz gerekçesiyle evrimcileri susturmayı kendilerine vazife biliyorlar. Oysa, evrimi savunanları susturmak gericilik olduğu gibi evrimi tenkit edenleri susturmak da gericiliktir. Çünkü birincisi saçmalama özgürlüğü ise ikincisi saçmalığa saçma demek özgürlüğüdür. Kanaatimce, Darwinizm’i savunanları susturmak saçmadır. Onların düşünce özgürlüklerine müdahaledir. İradelerine bir nevi ipotek koymadır. Aynı şekilde, Darwinizm’e karşı çıkanları susturmak da saçmadır. Farklı düşüncelere tahammülsüzlüktür. Bu bağlamda, saçmalığa saçma demek hakkımı kullanarak derim ki, Darwinizm insanlık tarihinin en büyük saçmalığıdır. Bilim dünyasının en büyük dogmasıdır. İnsanlığın yüzkarasıdır.

 

Thomas’la görüşmeleriniz devam ediyor mu? Kitabınızın devamı gelecek mi?

Artan heyecanla devam ediyor. Şu anda serinin dördüncü kitabı üzerinde çalışıyorum. Doğrusu, nerede ve nasıl biteceğini ben de çok merak ediyorum.

Moral Dünyası.com

 

Paylaşma linkleri