T:İki kuvvetli delilim var. Birincisi, canlıların mutasyon özelliğine sahip olması… Yani canlı organizmalar zamanla çevre koşullarına uyum sağlamak için değişim geçiriyor.

 

F:Evrimcilere göre canlılardaki mutasyon tesadüfîdir. Kendi kendine oluyor.

T:Doğrudur.

F:Darwinciler ilk hücrenin çok basit olduğunu iddia ediyorlar. Modern bilim basit dahi olsa hücrenin DNA dediğimiz dört molekül koduyla yazılan bir nevi yazılım programı olduğunu ortaya çıkarmış. Paul Davis’in tabiriyle, hayatın sırrı hücrenin içindeki kimyasal reaksiyonlardan ziyade, söz konusu reaksiyonlara kaynaklık eden karmaşık bilgi işlem sistemindedir.[1]

“Canlı bir hücre birçok protein içerir. Bir nevi bilgisayar yazılımı gibi… Hücre zarı, bilgisayarı saran plastik kaba veya elektrik akımının geçtiği mikroçip düzeneğine benzer. Ancak bazı proteinleri bir kaba atıp canlı hücrenin oluşmasını beklemek saflıktır. Bütün hammaddeler varsa bile hücre ilgili yazılım olmadan hiçbir şey yapmaz. DNA hücre için bir yazılım gibidir. Floppy disk gibi DNA da bir yönüyle hardware gibidir. Ancak, içinde kodlanmış mesaj itibariyle yazılımdır. Bu yazılım doğru bir şekilde uygun moleküler ortama girince hayat başlıyor!”[2] Bu anlamda ilk hücreyi birkaç farklı kimyasal maddenin çorbası gibi düşünmek yerine, kodlanmış bilgiye dayalı bir sistem olarak düşünmek gerekir.

T:Davis’in söylediklerine bir itirazım yok. İlk DNA belki de birkaç kodu olan en basit bir yazılım idi.

F:“Belki”. Günümüzde en basit hücrenin DNA’sı bile bir insanın yazamayacağı kadar karmaşık kodlardan oluşmuş. Yani çok daha ileri yazılım kullanılıyor. Evrime göre, ilk DNA (basit yazılım) tesadüfü mutasyonla değişti. Yani kopyalama sırasında tesadüfen bazı kodlar silindi. Yerleri değişti. Doğal seleksiyon tesadüfen doğru çıkan kodları devam ettirdi. En basit yazılım zamanla en karmaşık ve sistemli hâle geldi. Böylece yeni bir yazılım ortaya çıktı. Evrimin bu iddiası, DOS işletim sistemi, kodlarındaki tesadüfî değişimlerle, zamanla Windows XP haline geldi demeye benzer. DOS’un kodlarını kör, sağır ve akılsız biri kopyalarken, tesadüfen bazılarını sildi. Bazılarının yerini değiştirdi. Bazı eklemeler yaptı. Derken, ortaya Windows XP çıktı.

Bence Bill Gates bunları duysa hayli alınacak. “O kadar akıllı adam çalıştırdık. Gecemizi gündüzümüze kattık” diyecek. Belki de Windows’ta çalışanlara akılsız, kör ve sağır dediğin için sana hakaret davası açacaktır.

T:Mutasyon ve doğal seleksiyon elbette bir gecede girift olan DNA’yı yapamaz. Ancak, birkaç milyar seneyi düşününce her şey değişir.

F:Bence birkaç milyar sene bile basit bir hücreden karmaşık olan milyonlarca türün oluşumunu açıklayamaz. Çünkü bilimsel çalışmalar DNA’da mutasyonun çok yavaş geliştiğini ortaya koymuş. Örneğin, insan üzerinde yapılan çalışmalar, bir bebeğin genetik kodlarıyla anne ve babanın genetik kodları arasında birebir aynılık olduğunu, sadece bir milyonda bir kodun farklılık gösterdiğini bulmuştur.[3] Genetik kodlardaki problemden kaynaklanan bazı anomaliler, yani kuraldan sapmalar var. Örneğin, iki kodun aynı anda değişmesiyle düzelecek bir anomalinin tesadüfî mutasyonla düzelme ihtimali yüz milyon çarpı yüz milyon bebekten birine denk gelir. Yani 10 katrilyon bebekten birinde görülür. Bunun için yüz milyarlarca yıl geçmesi gerekir. Bu da kâinatın bilinen ömrünün çok ötesindedir.

T:Anladığım kadarıyla sen mutasyonu kabul ediyorsun. Ancak, yeterli görmüyorsun.

F:Evet, mutasyonu kabul ediyorum. Çünkü mutasyon her defasında kopyalanan DNA’nın çok az dahi olsa farklılık göstermesidir.[4] Bunu inkâr etmiyorum. Ancak, Darwincilerin tesadüfî mutasyon dedikleri şey tesadüfî değişim değil, önceden planlanmış “esnek yaratılış”tır. Nitekim bilimsel çalışmalar DNA kodlarında hangi proteinlerin üretileceğine ilişkin bir merkez olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bir çeşit protein kontrol merkezi gibi. Kodlar protein kontrol düğmesi fonksiyonu görüyor.

Canlılar farklı koşullarla karşılaşınca bu kontrol merkezinden yeni düğmeler açılıyor. Çevreye uyum sağlayacak yeni proteinler (nano-robotlar) üretiliyor. Dolayısıyla, mutasyon canlı türlerinin birbirlerinden türediklerine değil, esnek bir vücutla yaratıldıklarına ve çevre koşullarına uyum sağladıklarına delildir.

Kışın hava çok soğuk olduğunda kalın elbiseler giyip farklı şekle bürünmen, farklı bir insana dönüştüğün anlamına gelmez. Sadece çevre şartlarına uyum sağlamak için kılık değiştirdiğini gösterir. Bir canlı türünden başka bir türün çıktığını gösterebilir misin? Örneğin, koyunun ineğe dönüştüğü, maymunun insana dönüştüğünü gösteren kayıtlı belgen var mı? Yani bunun gerçekleştiğine şahit olup kayıt altına alan var mı?

T:Defalarca söyledim. Hayat başlangıçta çok basitti. Zamanla mutasyon ve doğal seleksiyonla bu karmaşıklığı kazandı.

F:En basit hayat bile bütün bilim adamlarının şimdiye kadar benzerini yapmaktan aciz kaldığı kadar karmaşık ve sistemlidir. Hayat öyle girift bir yapıya sahiptir.

 

 


[1] Paul Davis, The Fifth Miracle: The Search for the Origin and Meaning of Life, s. 19, Simon-Schuster, New York 1999.

[2] Paul Davis, A.g.e., s. 114.

[3] Michael Behe, The Edge of Evolution (Evrimin Nihai Sınırı), s. 110, Free Press, New York 2007.

[4] İlginçtir, Darwincilerin içinden çıkamayıp boğulduğu mutasyon, Kur’an nuruyla bakınca, Allah’ın bir olduğuna ve hikmetle iş yaptığına kuvvetli bir delil oluyor. Hiçbir şeyi bir diğerinin tıpa tıp aynısı yapmayan Allah, her bir DNA’yı bile kopyalarken birbirinden farklı kılıyor. Böylece bazı İslam âlimlerince ism-i azam kabul edilen Ferd isminin tecellisini DNA çoğalmasında bile gösteriyor. Bu değişimi sırf değişiklik olsun diye yapmıyor. Birçok hikmetler için yapıyor. Çünkü eğer DNA kopyalanırken tıpa tıp aynı olsaydı, dünya tek tip hücre bataklığına dönüşecekti.

Paylaşma linkleri