Evrim, dünyada inançsızlar için halen en büyük sığınak olarak kullanılmaya devam ediyor. Bu konu üzerine bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar akademik camiada ve medyada sürüp gidiyor. İnkar cephesi, yaşam felsefelerini esas alarak, bilimi yorumluyor ve ispat sadedinde ise her türlü hile ve sahtekarlığı yapmakdan çekinmeden yollarına devam ediyorlar.

 

Ülkemizde ise bir dönem akademik camiada adeta tek geçer akçe haline getirilen evrim, yükselmek için herkesin müracaat etmesi ve kabul etmesi gereken bir “kanun” olarak lanse edilmeye çalışıldı. Evrimi kabul etmeyen akademisyenler yobaz sayarak ilerlemeleri engellendi, bazıları görevlerinden uzaklaştırıldı.

İşte ülkemizde akademik camiada uzun yıllar evrim ile mücadele eden ve bu alanda pekçok başarılı çalışmaya imza atan bilim adamlarımızdan, biyoloji profesörü Prof.Dr. Arif Sarsılmaz ile evrimin bugün geldiği noktayı konuştuk:

 



SorularlaEvrim:Evrimciler genelde biyoloji ile uğraşan bilim adamlarının evrime inandıklarını söylerler bazıları evrimi biyolojinin temeli olarak görüyor ve yer çekimi kanunu kadar hakikattir diyorlar. Bir biyoloji profösörü olarak evrim hakkında ne düşünüyorsunuz ?

 

Arif Sarsılmaz: Geçmişte biyoloji ile uğraşanların çoğunluğu evrime inandıklarını söyleseler de, bu gün bu durum hızla değişmektedir. Bilhassa bilim felsefecilerinin sorgulamaları neticesinde bilimin tabu olmaktan çıkışı ve ortamın giderek daha demokratikleşmesi, bilim adamları üzerindeki baskıyı azalttıkça evrim karşıtı düşünceler de hızla artmakta ve evrimin ideolojik bir yorum olduğu daha net görülmektedir. Evrimleşme mekanizmalarının abartılmış yorumları ve hayatın ilk ortaya çıkışının tesadüflere verilmesi gibi hususların hiçbir hakikati yoktur. Ancak tür altı kategorilerdeki biyolojik çeşitlilik ve ırklaşma süreçleri gibi hususlar birer hakikattir ve bunlar da evrim değil, Yaratıcının canlılardaki sanatlı eserlerinin sergilemesidir.

 

SorularlaEvrim:Evrimciler yararlı mutasyon örnekleri verebildiklerini iddia ediyorlar. Örneğin canlıların vücut boylarının zaman içerisinde küçülmesi örnek veriliyor. Böylece barınma kolaylığı ve az besin ile hayatlarını sürdürebiliyorlar. Bunlar gerçekten yararlı mutasyona örnek olabilirler mi ?

 

Arif Sarsılmaz:Faydalı mutasyon örnekleri bitkilerde vardır, fakat bu aslında bitki için faydalı değil, bunları yiyen insan için faydalı olduğundan seçilmişler ve daha sonra aşı ile üretilmektedirler. Çekirdeksiz üzüm, Washington portakalı v.s. gibi meyveler örnek verilebilir. Tabiatta bunlar kendi başlarına kalsalar çekirdek kabukları olmadığından çürür ve çoğalamazlardı. Hayvanlarda ise faydalı mutasyonla orijinal genetik bilgi ilave edilerek yeni bir organ veya dokunun ortaya çıktığı görülmemiştir. Ancak immün sistemlerde faydalı mutasyonlar vardır, fakat bu zaten canlının başlangıçtan itibaren programında olan değişikliklerdir. Devamlı olarak hayatta kalmak için genetik bilgileri değişen (mutasyon da bunlardan biri) bakteri veya virüslere karşı hayvanlarda veya insanda immün sistem elemanları olan lenfositlerin canlının vücuduna giren her türlü yeni mikroorganizmaya  karşı değişmeler geçirmesi, sonsuza yakın sayıda yeni şifrelere sahip antikor üretme mekanizmalarına sahip oluşunu evrimciler faydalı mutasyona örnek verseler de, bu durum evrime değil yaratılışa delildir.

 

Allah her canlıya hayatta kalmasını kolaylaştırıcı, sistemler vermiştir. İmmün sistemin yeni varyasyonlara sahip antikorlar veya hücreler üretmesi tesadüfi mutasyonla değil, önceden kodlanmış genetik bilginin değişiklik potansiyelini sergilemesiyle ortaya çıkar. Neticede bakteri veya virüs başka bir kategoriye ait canlıya dönüşmez. Tür içinde çeşitlilik meydana gelir, dayanıklı ırklar ortaya çıkar.

 

Zaman içinde canlıların vücut boylarının değişmesi, mutasyon değil modifikasyondur. İyi beslenme gibi çevre şartlarının değişmesi bütün türlerde cesamet gibi özellikleri değiştirir, fakat bunlar türü değiştirmez. Japonların 2. Dünya savaşından sonra ekonomik zenginliklerinin artmasıyla beslenmeleri de iyileşmiş ve son 50 yılda ortalama boyları 10 cm. kadar artmıştır. Bunlar türü başka türe dönüştüren mutasyon değil, aynı tür içinde irileşmeye sebep olan modifikasyondur. Yeni bir genetik bilgi gerektiren doku, organ veya sistem ilavesi yoktur.

 

SorularlaEvrim:Evrimciler sık sık antibiyotik direncinin evrime delil olduğunu iddia etmektedir. Antibiyotik direnci evrime delil olabilir mi?

 

Arif Sarsılmaz:Antibiyotik direnci evrime delil değildir. Belki mikroevrim denilebilir. Maruz kalınan antibiyotiklerin bakterilerde sebep olduğu değişiklikler onlardaki bazı genlerin aktif olmasına veya bazı genlerin pasifleşmesine sebep olabilir. Ancak bu değişiklikler bakteri türünün yaratılıştan sahip olduğu genom üzerinde olur. Daha dayanıklı ve antibiyotikten müteessir olmayan bir bakteri ırkı meydana gelir ama bu evrim değil, adaptasyondur. Bakterinin mevcut genomundaki gizli potansiyelin ortaya çıkması ve bakterinin hayatını sürdürmesi için daha dayanıklı formlar meydana getirmesi evrim değildir. Mikroorganizmaların sahip olduğu genetik potansiyelin çevre şartlarına göre açılımı ve hayatta kalması için bakteriye avantaj sağlayan bazı genlerin ortaya çıkması evrim değil, tür içi çeşitlenmedir.

 

SorularlaEvrim:Dr. Richard Lenski'nin bakterilerle yürüttüğü deneyde bakterilerin mutasyona uğrayıp glikoz yerine sitrat yemeye başlamalarından dolayı evrim geçirdikleri söylenebilir mi?

 

 Arif Sarsılmaz:Bakterilerin bazı genlerinin değişerek, farklı biyokimyevî ürünlere yol açması mutasyondur. Ama bu tip tek bir gene veya az sayıda gen gruplarına dayanan mutasyonlar evrime delil olamaz. Zira bütün yapıda mahiyeti değiştirecek bir değişiklik yoktur. Bakteri yine bakteridir. Yüksek organizasyonlu canlılarda bu tip mutasyonlar hayatı tehdit etmeyecek kadar küçük olduğu takdirde (mesela birkaç parmağın bitişik olması gibi) önemsizdir, fakat bazen tek bir genin mutasyonu bile (orak hücreli anemi gibi) hayatî tehdit edici bozukluk ortaya çıkarabilir. Neticede hiçbiri evrim adına daha gelişmiş veya faydalı bir organ ortaya çıkarıcı önemde değildir.

 

SorularlaEvrim: “Sitokrom-C’nin 100 birimlik diziliminde, maymunlarla bizim aramızdaki fark sadece 54’ncü sıradakidir  diğerleri aynıdır...100  birimlik diziliminde 99 defa denk gelmesi tesadüfi olamaz bu evrimi kanıtlar’’ deniliyor. İnsanla maymunun diziliminin aynı olması  evrime delil olabilir mi?

 

Arif Sarsılmaz: Yeryüzünde benzer ortamlarda yaşayan canlıların anatomik yapıları fizyolojik ve fonksiyonları da benzer olacaktır. Fizikî şartların aynı olması, bir fizikî problemin çözülmesinde benzer prensiplerin işlemesi gerekir. Meselâ; suda verimli şekilde (az enerji harcayıp, çok mesafe katetmek) yüzmek için hidrodinamik prensipler gereği yüzgeç veya palet benzeri ekstremitelere ve torpil şeklinde vücuda ihtiyaç vardır. Dolayısıyla bir hayvan balık, amfibi, sürüngen veya memeli hangi gruptan olursa olsun suda yaşıyorsa benzer yapıları gösterecektir. Çünkü Yaratan her ortamda en ideal yapıya sahip canlıları yaratmıştır.

 

Havada veya suda solunum için bütün hayvanlar oksijen kullanırlar, dolayısıyla oksijen kullanılması ile alâkalı biyokimyevî reaksiyon zincirlerinde gerekli birçok enzim, koenzim, vitamin, aminoasit v.s.gibi biyomoleküllerin benzer olmasından daha tabii bir şey yoktur. Kâinatta cârî prensiplerden birisi de azamî iktisad prensibidir. Allah istese her canlıyı ayrı ayrı ve özel sistemlerle yaratırdı. Fakat hikmetinin gereği yeryüzü şartlarının benzerliği sebebiyle belli fizikî ve kimyevî şartları ortak kıldığından, belirli faaliyetleri ortak metabolizma reaksiyonlarıyla yürütmektedir. Zira yeryüzünde bulunan ortak ham madde olan aminoasit ve protein moleküllerini kullanarak sınırlı sayıda malzemeden sınırsız sayıda canlı yaratırken belirli hayatî reaksiyonlarda ortak malzeme kullanmıştır. Malzemenin ortak olması bunların birbirinden tesadüfî mutasyonlarla türediğini göstermez. Tam aksine Kudreti Sonsuz Yaratıcının ortak malzemeyi kullanarak çok küçük tasarruflarla sonsuz sayıda canlı yaratabileceğini gösterir.

 

Bir misalle açacak olursak: basit bir gecekondu, tek katlı bir ev, beş katlı bir apartman, elli katlı bir gökdelen de kullanılan cam, demir, çimento, kum ve ağaç gibi ortak malzemelerin benzerliğine bakarak bunların birbirinden türediği söylenemez. Fakat bu binaların her birinin ayrı plan ve projelerle farklı özellikteki mimarî hesaplarla inşa edildiğini herkes bilir. Aynı şekilde Yaratıcı her bir canlıyı ayrı maksatlarla ayrı plan ve projelere bağlı farklı güzellikteki organlarla donatırken, bazı temel malzemeleri ortak olarak bütün yarattıklarında kullanmıştır.

 

SorularlaEvrim: İnternette bazen kuyruklu insanların fotoğraflarına rastlıyoruz. Evrimcilerin sık sık gündeme getirdiklerinden bir tanesi olan kuyruklu insanlar evrime delil teşkil eder mi?Bazı insanların  neden kuyrukları vardır?

 

Arif Sarsılmaz: Kuyruklu insan olarak takdim edilen fotoğrafların bazıları abartılarak hileli şekilde oynanarak imal edilmiştir. Bazılarında ise kısa bir uzantı şeklinde dışarıda kalan kuyruk sokumu kemiği (os coccyx) bir anomali olarak vardır. Embriyonik gelişme esnasında omurga teşkil edilirken bazı somitlerin sclerotom ve myotom’larının ayrılmasında küçük mutasyonlara bağlı arızalar görülür. Benzer şekilde bazı boyun omurlarında da göğüs omurlarındakine benzer küçük kaburga kalıntıları gelişebilmekte ve boyun ağrılarına sebep olmaktadır. Bu kalıntı kaburgalar cerrehi operasyonla kasların arasından çıkarılarak boyun rahatlatılır. Omurganın son uzantısı olan ve önemli vazifeler için yaratılmış (dışkılama, doğum sırasında embriyonun baş kısmının rahim ağzına yönlendirilmesi, oturma kaslarının tutunma yeri v.s. gibi fonksiyonlar) kuyruk sokumu kemiği normalde gelişmenin ikinci ayının sonunda vücut içine alınır. Dış veya iç çevre şartlarına bağlı olarak embriyonun maruz kaldığı küçük mutasyonlar benzeri bazı kusurlara sebep olabilir. Meselâ; spina bifida hastalığında omurilik kanalının kapanmaması, parmak aralarında derinin apoptosisle eritilip kaldırılmaması sebebiyle parmakların bitişik kalması, beynin veya kalbin dışarıda doğması gibi birçok hastalık sayılabilir. Kuyruk sokumu kemiği de herhangi bir mutasyon sebebiyle gelişme sürecinde aksama olursa içeri alınmaz ve dışarıda kalırsa, sanki normal bir olaymış ve kuyruklu insan varmış demek hiç de doğru bir netice değildir. Evrimcilerin anomalilerden medet umması denilebilir.

 

SorularlaEvrim:Bazı evrimciler araform diye birşeyin olmadığını söylüyor. Onlara göre her asırdaki mevcut türler zaten geçiş formları kabul edilebilir. Bu tip söylemler hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Arif Sarsılmaz: Hem canlıların ortak bir atadan dallanmalarla türediğini söyleyeceksiniz, hem de araform diye bir şey olmadığını iddia edeceksiniz, bunun hiçbir mantığı yoktur. Eğer balıklarla amfibilerin ortak bir atadan, amfibilerle sürüngenlerin ve sürüngenlerle  kuşların ortak atalardan türediğini iddia ediyorsanız, o ortak atadan dallanma noktasındaki canlıyı nasıl tahayyül edeceksiniz? Bir apartmanın katlarının birinden bir üstteki kata geçmek için iki yol vardır: 1-Ya asansörle hızlı bir şekilde çıkarsınız, 2- Yahut belli sayıdaki merdiven basamaklarından yavaş yavaş çıkarsınız. Bunun başka yolu yoktur. Bu misali hayvanlar âleminin sınıflarına tatbik edecek olursak birinci yolla yani asansörle yükselmek demek, sürüngen yumurtasından kuş çıkması ve balık yumurtasından kurbağa çıkması demek olur. Tesadüfi mutasyonların birbiri ardına hep isabetli vuruşlar yaparak bir embriyoda birikmesi demek olan bu durumda bir sınıfa ait olan organ ve sistemlerin bir anda diğer sınıfa ait sistemlere dönüşmesi demektir ki bu durum tamamen muhal olur. Solungacın akciğere dönüşmesi, yüzgecin bacağa veya kanada dönüşmesi, kalb odacıklarının ve aort yaylarının sayısının değişmesi gibi radikal değişikliklerin hiçbiri hassas sistemlerde bir bütün olarak ortaya çıkamaz.

 

İkinci şıkka bağlı olarak bir kattan diğerine merdivenlerle çıkıyorsak; her basamakta belli derecede değişikliklerin parça parça ortaya çıkması gerekir ki, bu durumun her bir hayvan formunda belli derecelerde görülmesi gerekir. İşte bunlara ara formlar denilmesi gerekir. Bilhassa sınıf, takım, familya ve cins seviyelerindeki dallanmalarda yeni anatomik yapı ve fonksiyonları gösteren ara canlılar nasıl olacaktır ? Evrim bunun cevabını veremez. Zira bir türden diğerine geçişte gerekli değişiklikleri seriler halinde gösterecek fosil bulgular yoktur. Aksine kesikli ve ayrı zamanlarda ortaya çıkan farklı gruplara ait fosiller vardır.

 

SorularlaEvrim: “Mutasyonlar rastgele meydana geldikleri için canlıya her zaman zarar veriyor. Ayrıca mutasyonların %99’u zararlı %1' tesirsizdir. Bu zaman kadar gözlemlenmiş yararlı bir mutasyon yoktur.” deniliyor. Bu şekilde türleşmede mutasyon devre dışı bırakılmış oluyor. Ancak kâinatta her geçen gün yeni türler keşfediliyor. Yeni kelebek türleri yeni kurbağa türleri ortaya çıkıyor. Mutasyon canlıya zarar veriyor ise türleşme nasıl gerçekleşiyor?

 

 Arif Sarsılmaz:Yeni keşfedilen “türler yeni mi yaratıldılar, yoksa geçmişten beri mevcutlar mıydı ? Bu soru hakkında kesin bir bilgi yoktur. Ayrıca başlangıçta yaratılmış cinslerden belli bir süreç sonunda tesadüfî değil, ama Yaratıcının planlı ve sistemli bazı genetik müdahaleleriyle yeni türler yaratması mümkündür. Bu evrime delil olarak gösterilemez. Çünkü bütün sistemleriyle mükemmel yaratılmış bir cinste bütün temel doku ve organlar aynı kalarak, küçük bazı farkların ortaya çıkarılması gibi bir türleşme yaşanabilir. Fakat türlerin birbirine karışması genetik, fizyolojik, anatomik ve ekolojik çok sayıda faktör kullanılarak engellenmiştir. Ancak geçmişte bir cinsten farklı birkaç tür meydana getirilip, daha sonra süreç kilitlenebilir ve türün özellikleri sabitlenebilir. Nitekim bazı kısır tür melezleri böyle bir ihtimali akla getirmektedir.

 

Yeni türleri değil ama yeni ırkları (alttürleri) tabiatta gözlemleyebiliyoruz. Belirli coğrafî ve iklim şartlarına maruz kalan, ana populasyondan ayrılmış küçük grupların zaman içinde belli genlerinin frekanslarının değişmesiyle bazı özelliklerinin öne çıkması veya bazı özelliklerinin gerilemesi gibi durumlarda ırklar meydana gelir, fakat bunlar aynı türe aittirler. Bunun ölçüsü de ırkların biraraya gelerek çiftleşmeleri durumunda aynı türe ait melez ırklar meydana getirmeleridir. Eğer bunlar çiftleşemeseydi veya çiftleşip kısır fertler meydana getirseydi, ayrı tür olmuş diyecektik. Çok uzun zaman sürecine yayılan ırklaşma durumuna en güzel örnek, insan ırklarının meydana gelmesidir.

 

SorularlaEvrim: Evrim eskiye nazaran daha çok gündemde tutulmaya çalışlıyor. 2009 yılının Darwin yılı ilan edilmesi bazı dergilerin evrimle ilgili daha fazla makale neşretmesi TV’de evrim tartışmaları derken, evrim internette dahi çok daha fazla tartışmaya başlandı. Türkiye’de evrimin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Arif Sarsılmaz: Evrim, ateizmin bilim kılıfı giymiş en kullanışlı kalkanı olduğundan ısrarla gündemde tutulmaya çalışılıyor. Geçmişte çok fazla gündeme gelmemesinin sebebi, karşısında ciddi bilgi birikimine sahip ilim adamlarının olmamasıydı. Çünkü ilim mahfilleri evrimcilerce işgal edilmiş, evrime inanmayanlara hayat hakkı tanınmıyordu. Ancak zaman içinde bilhassa moleküler biyoloji, biyokimya, embriyoloji ve fizyoloji gibi bilim dallarındaki ilerlemeler neticesinde hayatın ne kadar kompleks ve mükemmel yaratıldığı görüldü. Tesadüflerin, akılsız atomların ve şuursuz tabiatın böyle süper kompleks organizasyonları ortaya çıkarmayacağı anlaşıldı, indirgenemez komplekslik gibi kavramlarla yaratılıştaki hassasiyet, ölçü, plan ve gayeli yaratılışlar, kısacası varlıklardaki akıl almaz hikmet ilimler sayesinde daha açık ortaya konulmaya başladı. Bu durumda sorgulanan evrimin açmazları giderek daha iyi görülür hale geldi. Neticede aklı selim sahibi bilim adamları içinde evrime karşı çıkmalar artan bir şekilde çoğalmaya başladı. Saltanatının sallandığını ve yıkılacağını hisseden evrimciler bütün himmet ve gayretleriyle hipotezlerinin yıkılmaması için çalışıyorlar. Fakat artık meydan boş değil ve karşılarına çıkacak çok sayıda insan var. Hele artık YÖK’deki demokratikleşme süreci hızlandıkça, bilim adamlarına geçmişte yapılan kadro vermeme ve işten atılma tehditleri azaldıkça, birçok inançlı bilim adamının evrime karşı çıktıklarını daha fazla göreceğiz. Dünyadaki bu gelişmelerin tabii bir uzantısı olarak Türkiye’nin bu durumdan bigâne kalması düşünülemez.

 

Çeşitli kuruluşların başlattığı evrim karşıtı imza kampanyalarının hızla artması da bunun en tipik göstergesidir.

 

SorularlaEvrim: Bazen televizyon programlarında veya internet sitelerinde evrim üzerine sürüp giden ancak bir sonuca varılamayan tartışmalara şahit oluyoruz. Çoğu zaman taraflar bilimsel delillerle konuştukları halde birbirlerini kabul etmiyorlar. Bunun sebebi nedir? Evrimci bir bilim adamının bilimsel metodlarla yaratılışı kabul etmesi veya zıddının olması mümkün müdür?


Arif Sarsılmaz:Bilimin bu mevzuda her iki inanış için de kullanılacak argümanları vardır. Bakış açısı ve dünya görüşleri açısından her türlü iddiay kabul veya ret yönünde yorumlanmaya uygun yapıdadır. Hem yaratılış hem evrim açısından laboratuara, deneye ve gözleme uygunluk arka plandadır. Dolayısıyla son merhalede iş akıl ve mantık süzgeçlerinden geçirilmiş kalbî ve vicdanî aydınlanma ile varılacak bir kanaatten öteye gidemez. Bu yüzden mesele artık bilimin sınırlarından çıkmış, ideolojilerin ve inançların tartışma sahasına girmiştir. Zira evrimciler inançlarını artık bir bilim olmaktan çok din hüviyetinde götürmekte olduklarından evrimin sorgulanmasını dinlerine saldığı gibi algılamaktadırlar. Kıyamete kadar da bu mesele bir din kavgası şeklinde sürecek gibi görünüyor.

 

SorularlaEvrim:Yeni bir kitap üzerine çalışıyor musunuz? Kitap hakkında bilgi verebilir misiniz?


 Arif Sarsılmaz:İki yeni kitap çalışmam var. Bir tanesi daha önce soru-cevap şeklinde çıkmış kitabımın düz metin halinde bazı yeni değerlendirmeler ilavesiyle genişletilmiş hâli olacak. İkincisi ise evrimcilerin iddialarını teker teker ele alıp sorgulayarak, hayatın mucizevî yönlerine daha fazla vurgu yaparak, Batıdaki son gelişmeleri de katarak hazırlanan bir kitap olacak inşallah.

 
SorularlaEvrim:Hocam Söyleşi için Allah razı olsun Kitaplarınızı bekliyoruz.Allaha emanet olun.


SorularlaEvrim

Paylaşma linkleri