F:Çok hızlı oynattığın kâinattın yaratılış filmini başa alıp daha yavaş izlemeye çalışalım. Her şey 13,6 milyar yıl önce çok büyük bir patlamayla başladı. Bir nevi atom bombasının patlaması gibi bir şeydi bu. Etrafa küçük parçacıklar dağıldı. Buna X parçacıkları diyelim. Bu parçacıklar rastgele çarpışırken, birleşip atomaltı parçacıkları, sonra da elementleri oluşturdu. Aslında ilk zamanlar bildiğimiz manada madde yoktu. Her şey gaz ve radyasyon şeklinde etrafa dağılmıştı. Zamanla elementler teşekkül etti. Kısacası, filmi özetlersek, kâinatta gördüğümüz ve göremediğimiz her şey ilk patlamadan ortaya çıkan X parçacıklarının farklı kombinasyonlarından başka bir şey değil. Öyle mi?

 

T:Evet, anlattıklarına katılıyorum.

 

F:Etrafımızdaki nesnelere baktığımızda her tarafta iki tür nesnenin varlığı dikkatimizi çekiyor: insan yapımı “beşerî nesneler” ve insan yapımı olmayan “öteki nesneler.” Bu iki tür nesnelerin yapı taşları aynı… Yani hepsi X parçacıklarının farklı bileşiminden oluşmuş. Aralarındaki tek fark birinciyi yapanı biliyoruz, ikincinin nasıl oluştuğunu bilmiyoruz. O halde bilinenden hareketle bilinmeyen hakkında bilgi edinebiliriz.

 

T:Böyle bir mukayese doğru değil. Elma ile armut karşılaştırmasına benzer.

 

F:İkisi aynıdır demiyorum. İkisinin de hammaddesi aynı. Yani ikisi de ilk patlamadan sonraki X maddesinin bileşiminden oluştu. İşi daha basitleştirmek için, X yerine “kum tanesi” diyelim. Beşerî nesneler de öteki nesneler de kum tanelerinin bileşiminden oluşmuş. Sadece bileşimleri farklı olmuş. Sen sadece kum tanelerini kullanarak bir alet yapsan, sonra kumdan yapılan ancak kimin yaptığı bilinmeyen muhteşem bir alet görsen ikisini kıyaslamaz mısın? Elbette kıyaslarsın. Eğer kıskançlığın olmazsa, ustası meçhul olan aleti büyük bir hayranlıkla incelersin.

 

T:Öteki nesnelerin hepsi bizim yaptığımız nesnelerden daha karmaşık değil. Seni büyüleyen, beşerî nesnelerden daha karmaşık olan “öteki nesneler”. İnsan yapımı eserleri gözlemleyerek ulaştığımız sonucu öteki nesnelere tatbik ediyorsun. Bunu yapmakla bariz bir mantık hatası işliyorsun. Şu konuda seninle hemfikirim: İnsan yapımı eserleri incelediğimizde, eserin sistemliliği artıkça, daha yüksek bir ilim ve kudret gerektiriyor. Ancak, aynı şeyi öteki eserler için söyleyemeyiz. Çünkü bizim çıkarımımız beşerî eserlerle sınırlı.

 

F:Bence yanılıyorsun. Yapıları benzer olan iki eser türünün yapanını da benzer bir mantıksal yürütmeyle bulabiliriz. Yarın sabah uyandığında evinin bahçesinde çok acayip bir araba bulsan ne yaparsın?

 

T:Acayip arabadan kastın ne?

 

F:Hem karada yürüyen, hem de havada uçan bir araba kastediyorum.

 

T:Nereden geldi diye merak ederim. Sahibini bulmaya çalışırım.

 

F:Diyelim ki hiç kimse arabayı sahiplenmedi. Hem de dediler ki, “Biz böyle bir arabayı ne gördük, ne de varlığını işittik.” Senin de merakın ziyadeleşti. “Uçan araba”na atlayıp dünyanın dört bir yanındaki bütün araba ve uçak fabrikalarını ziyaret ettin. Ancak hiçbiri gizemi çözemedi. Hepsi de arabaya hayran kaldılar. “Biz bunun benzerini şimdiye kadar yapamadık, bundan sonra da yapamayız. Bu harikulade bir arabaymış” dediler. Böyle bir durumda, “uçan araba”yı beşer yapımı arabalarla kıyaslamak yanlış olur mu?

 

T:Hayır, yanlış olmaz. Ancak, böyle bir kıyastan hareketle gökten düşen bu uçan arabanın daha yüksek zekâsı olan bir usta veya ustalar tarafından yapıldığını söyleyemeyiz. Çünkü başka bir şekilde de meydana gelmiş olabilir.

 

F:Haklısın. Eğer sadece bir tane uçan araba gökten kapının önüne düşse, senin gibi evrime iman edenler, bunu başka gezegenlerdeki evrimleşmeyle açıklayabilir. Yani öteki gezegenlerde evrimleşme daha ileri safhada, doğal seleksiyon sonunda uçan araba oluşmuş diyebilir. Ancak, dünyanın her tarafında uçan araba gibi sistemli milyarlarca farklı nesnelerin aynı gece gökten düştüğünü duysan, her halde işin zorlaşacak. Beşerî eserlerden milyarlarca derece daha sistemli olan milyarlarca “öteki eserleri” kör tesadüfe, şuursuz tabiata ve cansız sebeplere isnat edemezsin. Sınırlı ilim ve kudret sahibi insan eserlerinden sınırsız derece mükemmel[1] olan öteki eserleri sınırsız ilim, sınırsız kudret ve sınırsız hikmet sahibi bir Usta’ya vermekten başka çaren var mı?

 

T:Hımmm. Sanki bir yerde mantık hatası yapıyorsun gibime geliyor.[2]

 


 

 


[1] Kur’an, her şeyin en azından bir cihette mükemmel olduğunu ve kusur arayanların beyhude yorulacaklarını şu ayetiyle beyan ediyor: “Haydi, çevir gözünü! En küçük bir kusur görüyor musun? Sonra tekrar gözünü çevir. Kusur bulamaz, hor ve hakir sana döner; o göz bitkindir artık.” (Mülk Suresi, 67:34)

[2] Rabbimizin eserlerini “öteki eserler” deyip, tabiat, tesadüf ve sebeplere dağıtan Thomas, “uçan araba” örneğiyle tam köşeye sıkışmıştı. Gökten düşen araba sanki başına düşmüştü. Söyleyecek hiçbir şeyi yoktu. Şimdiye kadar ki müzakerelerimizde sığındığı kalelerinden biri daha yıkılmıştı.

Paylaşma linkleri