T:Defalarca söyledim; ancak sen kabul etmediğin için yine tekrarlayacağım. Evrim teorisi de canlıların nasıl oluştuğunu açıklıyor. Hem de binlerce bilim adamlarının çalışmalarıyla çok güzel izah ediyor. Doğal seleksiyonla canlıların nasıl tek bir hücreden türeyip günümüzdeki çeşitliliği kazandığını anlatıyor.

F:Madem öyle, bu sefer ben dinleme pozisyonunda olmak istiyorum. Aylardır anlattım. Sen daha çok dinledin. İman ettiğim hakikatlere ilişkin deliller sunageldim. Benim Allah’a inancım kadar senin evrim teorisine inancın var. Bir seferinde, “Evrim teorisi, yerçekimi kanunu gibi bir hakikattir” demiştin. Hem de geçen hafta sonu Evrim konferansına katıldın. Dünya çapında gelen evrimcilerle buluştun. Bundan sonra soru sorma sırası bende. Senden iman ettiğin evrim hakikatini anlatmanı rica ediyorum.[1]

T:Olur memnuniyetle. Türlerin birbirinden türediğini gösteren iki kuvvetli delil var.

Birincisi, canlıların fosillerine baktığımızda, birbirine benzeyen ve evrim halkası içinde gelişme gösteren iskelet yapıları dikkatimizi çekiyor. Demek ki zamanla bütün canlılar bir tek türden geliyor. Canlılar zamanla çevre şartlarına intibak etmek için değişime uğramış. Doğal ayıklanma sürecinden geçerek çeşitlilik kazanmış. Mümkün olsa canlı türlerinin fosillerini bir araya toplayıp sana göstersek ikna olur musun?

F:Hayır. Fosil falan istemiyorum. Çünkü Darwin’in kullandığı bu delil fosilleşti artık. Günümüzde DNA’yı kullanmak gerekir. Bundan 2 bin 500 yıl öncesinde, insanlar her şeyin toprak, hava, ateş ve sudan oluştuğuna inanırlardı. 1665 yılında ilk defa canlıların hücrelerden yapıldığı keşfedildi. Ancak, hücre küçük dünyasında nelerin olup bittiğini bir derece anlamak birkaç asır aldı.

Doğrusu, Darwin zamanında hücre “kara kutu”ydu. Yani hücre hakkında pek bir şey bilinmiyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra elektron mikroskop icat edilince her şey değişti; hücrenin küçük, ancak karmaşık dünyasını görmek mümkün oldu. Her hücrenin binlerce fasılları olan ansiklopedilerle dolu kütüphane olduğu görüldü. Bu hayat kitabının satırları olan genetik bilgiler ortaya çıkarıldı. Biyolojik yapılardaki farkların bilgi boyutundaki farktan kaynaklandığı anlaşıldı. Dolayısıyla, fosillere değil, genetik kodlardaki fasıllara bakmak gerekir. Ancak, öncelikle doğru bir mantıkla bakmak gerekir.

Bence Darwin, fosillerdeki benzerliği evrime delil olarak kullanmakla çok büyük bir mantık hatası yaptı. Anlaşılan milyonlarca insan iyice düşünmediği için Darwin’in hatasını göremiyor.

T:Neymiş hiç kimsenin göremeyip de senin gördüğün hata?

F:Sadece ben değil, aklı başında olan her insan görebilir bence. Kanaatimce, evrim teorisinin temel öngörüsü yanlış… Darwin yıllar süren fosil toplama turundan sonra, fosiller arasındaki benzerliği esas alıp onların evrimle birbirinden türediğini iddia etti.
Darwin’in yaptığı, hurda araba çöplüklerini dolaşıp araba jantlarının birbirine benzediğini, dolayısıyla onların birbirinden çıktığını söyleyen birinin iddiasından farksızdır. Oysa fosillerin benzerliği, evrime değil, onların sahibinin ve sanatkârının Bir olduğuna işaret ediyor.

Evrim bu farkı anlamadığı için, benzerlikler kuyusunda boğulmuş. Oysa ben­zerlikler aklı başında olan insanı, inkâra değil, imana götürmesi gerekir.

İleride duran senin Minivan’ın ile benim arabam arasında büyük benzerlikler var. Belki de aralarındaki terk fark senin arabanın büyüklüğüdür. Senin araban benim arabam türünden bir arabadan evrimleşmiştir dersek kimse inanır mı?

T:Kaçıncı defa söyleyeceğim, araba ve canlılar farklı şeyler! Birinin üreme sistemi var, diğerinin yok.

F:Elbette aynı değil. Ancak bu farklılık bizim teşbihimize zarar vermez. İleride mümkün olsa, araba doğuran arabalar, ya da içinde fabrikasını taşıyan arabalar yapsak, o zaman arabanın evrimine inanacak mısın?

T:Hayır inanmam.

F:O halde canlıların evrimine de inanmamalısın. Çünkü her bir canlı gördüğün arabalardan milyon defa daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Hâlen ön gürünün doğruluğunu iddia ediyorsan, birbirine benzeyen her şeyin birbirinden evrimle geldiğini göstermen lazım… Oysa sonsuz ilim ve kudret sahibi isterse birbirine çok benzeyen yapıyla her bir canlıyı tek tek yaratabilir. Bu makul alternatifi bütünüyle elemediğin sürece benzeyişleri evrime delil olarak kullanamazsın. Hem de üreme sistemi bile başlı başına evrimi çürütmek için yeterlidir.

 

 

 


[1] Thomas’la müzakeremiz Kur’an’da övgüyle bahsedilen Ashab-ı Kehf’in şu sözlerini hatırlattı: “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa ant olsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, ondan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya!” (Kehf Suresi, 18:14-15)

Paylaşma linkleri