Allah, mutlak güç ve kudret sahibidir. O’nun her şeye gücünün yetmesi, bizim özgürlüğümüzü engellemez.

Atomlardan galaksilere kadar her şey, olmuş ve olacak, Allah’ın ilmindedir ve Hâfız isminin tecellisiyle her şeyi İmam-ı Mübin’de, yani kader defterinde kaydetmiştir. Her bir atomun nerede nasıl görev alacağı bellidir. Bu plân ve program çerçevesinde eşya teşkil edilirken, İmam-ı Mübin’deki düsturlar çerçevesinde, atomlar aldıkları emirle gerekli yerlere sevk edilirler ve böylece varlıklar Kitâb-ı Mübin’de, yani âlemi şahadette, yani bu âlemde yer alırlar. Ama aynı zamanda  hem ilm-i İlahi’de ve hem de İmam-ı Mübin’de kayıtlıdır.  Belli bir süre sonra  eşya bu hayat sahnesinden çekilerek, Kitab-ı Mübin’den silinir, İmam-ı Mübin’de ve İlm-i İlahi’de varlığı devam eder. Haşir’de diriltilme ile yeniden hayat sahnesinde, yani Kitâb-ı Mübin’de yer alacaktır.1

Buradaki mesele kaderle ilgilidir. Kader ilim nevindendir. Yani, bilmeye dayanır. Bir şey nasıl olacaksa öyle bilmektedir. Bilimin düsturu ise, mevcut varlığı idare etmez. O varlığı idare etmek, şekil ve yapısını değiştirmek ise, irade ve kudreti gerektirir. Mesela, bizim güneşin doğuşunu önceden takvime yazmış olmamızdan dolayı güneş saatte doğuyor değildir. Bizim bilgimiz güneşin hareketine bağlıdır. Aynen onun gibi, Allah’ın ilmi de bizim hareket ve davranışlarımıza tâbidir. Biz nasıl yapacaksak O, öyle bilmektedir.

Aslında buradaki öncelik, ya da sonralık konusu bize göredir. Allah’a göre, öncelik ve sonralık yoktur. Bunu, masa üzerine tutulmuş bir ayna misâli ile bir derece anlamak mümkündür. Eldeki bir ayna masanın üstüne tutulunca onun görüntüsünde kalan alan hal, yani şimdiki zaman, sağında kalan geçmiş, solunda kalan alan da gelecek farz edelim. Ayna belli bir yükseklikte iken  masa üstünün sadece az bir kısmı görüntü alanında olacaktır. Bu durumda görüntünün sağı geçmiş, solu gelecek zamanı ifade etmektedir. Fakat ayna yukarı kaldırılınca, bütün masanın üzeri bir anda aynanın görüntüsünde olacaktır. Bu durumda, masanın üzerinde cereyan edecek olaylar arasında artık öncelik ve sonralık yoktur. Hepsi de bir anda aynanın görüntüsündedir. İşte bunun gibi, her şey bir anda Allah’ın nazarındadır.  Allah, bütün varlıkları hem vücuda gelmeden ve hem de vücuttan gittikten sonra bilmektedir. Yani, geçmiş ve gelecek her şey bir anda O’nun ilmindedir.2
 

Prof. Dr. Adem Tatlı

 


1. Nursi, B. S. Sözler. Envar Neşriyat, İstanbul, 1996, s. 548.
2. Nursi, B. S. Sözler. Envar Neşriyat, İstanbul, 1996, s. 466.

Paylaşma linkleri