XVII. asrın felsefî temsilcisi Descartes’tir. Descartes, doğa bilimlerinde olduğu gibi, Allah’ın varlığını ispatta matematik metodu kullanmıştır142.

Descartes, bilimsel araştırmalarda gayeye bağlı sebeplerin araştırılmasına gerek olmadığını ileri sürer. Teleolojik açıklama, “Niçin?” sorusuna cevap arar. Burada, bir nesnenin varlığından amacın ne olduğu ortaya konmaya çalışılır. “Niçin dünya güneşten bu kadar uzaktır?” sorusu, gayeye dayalı sebebi öğrenmeye yöneliktir. Halbuki mekanist açıklamanın sorusu ise “Ne?” ve “Nasıl?”dır. Dünya’nın güneşe uzaklığının nelere yol açtığı, dünyanın nasıl döndüğü? gibi soruların cevabı, mekanist açıklama ile verilir.

Dünyanın güneşe uzaklığının bu şekilde ayarlanmasındaki gayenin, canlıların yaşayabilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri olduğunu söylemek, teleolojik bir açıklamadır. Ama, dünya ile güneş arasındaki uzaklığın bu şekilde olmasıyla, canlıların yaşayabilmeleri için gerekli ortamın meydana geldiğini söylemek, mekanist bir yaklaşımdır.

Bilimdeki mekanist anlayışın, Allah inancına zıt bir görüş olduğu ileri sürülmektedir. Halbuki, Descartes gibi mekanist evren görüşüne sahip bir çok kişi, Allah’a inanmakta ve mekanist yaklaşımın dine zıt olmadığını ifade etmektedirler143-144.

Bilim tarihi incelendiği zaman, biyolojide teleolojik açıklamayı teistler gibi, birçok ateist biyologun da kullandığı  görülmektedir. Meselâ, mekanist açıklamayı tercih eden İlkçağın atomcu ateistleri gibi, daha sonraki devrede, aynı mekanistik yaklaşımı sergileyen  Descartes ve Francis Bacon gibi teistler de vardır. Sonuçta teist bir bilim adamı ile ateist bir bilim adamı arasındaki kritik noktanın, mekanist veya teleolojik süreci gerçekleştiren bilinçli bir Güc’ün, yani Allah’ın varlığının, kabul edilip edilmemesine dayanmaktadır.

Teist bir bilim adamı, nesnelerin teşekkülünde bilinçli müdahalenin varlığını esas alır. Aynı konu ateist yaklaşımda, tesadüfe verilir. Teistler  evreni, Allah’ın yarattığı bir varlık olarak gördükleri için, evrendeki sebeplerin bilinçli bir şekilde bir sonuç için çalıştırıldığını kabul ederler. Teist, evrenin ve canlıların Allah’ın plânına, yani bir gayeye göre yaratıldığını kabul ettiği için, mutlaka evrende bir teleolojinin varlığını dikkate alır. Bununla beraber teistler, mekanist yaklaşımı da reddetmez. Ancak, evrende mevcut mekanist yapının arkasında Allah iradesinin bulunduğu  bilinir. Bir teistin kabul edemeyeceği, evrenin veya canlıların tesadüfen oluştuğu iddiasıdır.

Özellikle biyolojide teleolojik açıklama ile mekanik açıklamalar çok içiçedir. Örneğin; “Gözdeki her tabakanın fonksiyonlarıyla görme işlevinin nasıl gerçekleştiği?” sorusunun cevabı mekanist yaklaşımla ele alınırken, “Bu tabakaların hangi işe yaradığı?” sorusunun cevabı teleolojik bir açıklamayı gerektirir.  Materyalist-ateistler ise, evrendeki bütün teşekkülleri, maddenin çeşitli kombinizasyonları sonucu, bilinçli bir müdahale olmaksızın, tesadüfün eseri olarak görürler.

Bunların ontolojilerinde madde dışı hiçbir nesneye yer olmadığından, açıklamaları mutlaka mekanistik olma durumundadır. Çünkü mekanizmin dışına çıkmak, maddenin ve doğa kanunlarının dışına çıkmak olacaktır. Böyle bir yaklaşım ise, ateizm taraftarları  için mümkün değildir.

Sonuç olarak şu söylenebilir: teistler ister teleolojik, ister mekanist açıklamayı benimsesinler, evrende Allah’ın plânlı yaratmasını dikkate alırlar. Materyalist-ateistler ise ister teleolojik, ister mekanist yaklaşımı sergilesinler, kâinattaki bütün nesnelerin, bilinçli bir gücün müdahalesi olmadan mekanist bir süreçle teşekkül ettiğini kabul ederler.
 

142-Descartes, R. Meditasyonlar, Çev. Aziz Yardımlı, İdea Yayınları, İstanbul,
         1996, s. 154-168.

143-Descartes, R. Metod Üzerine Konuşma. Çev: K. Sahir Sel, Sosyal
         Yayınları, İstanbul, 1984,  s. 44.

144- Barrow, J. D.,Tipler, F. J. The Anthropic Cosmological Principle, Oxford
         University Press, Oxford, 1996, s. 54.


(İnsanlık Tarihi Boyunca Evrim - Prof.Dr.Adem Tatlı)

Paylaşma linkleri