Cevap: 

Değerli Kardeşimiz

Bu, felsefe inancına uygundur. Allah inancına değil. Tevhit inancında Allah, hem deney öncesinde, hem deney sonrasında, hem deneyin içinde ve hem de dışında vardır. Bir atom dahi O’nun emir, irade ve kudretinin haricinde hareket edemez.  Balık da O’nundur, deniz de O’nundur, denizin içindeki canlılar da O’nundur, balığın iç dünyası ve atomları da O’nundur.
    Yaratılış konusunda esas sıkıntı Yaratıcıyı iyi anlayamamaktan kaynaklanıyor. Yaratıcıyı anlamazsanız yaratılışı anlayamazsınız.  Herkes kendine göre bir yaratıcı modeli çiziyor.  Nefis de genelde kendine göre çizdiği bu modelle yaratılışı izaha çalışıyor. “Nefis benim iki elim var, aynı anda en çok iki iş yapabiliyorum. Allah da benden biraz daha fazla iş yapar” gibi düşünüyor. Nefis kendine göre çok sınırlı güç ve kuvveti olan bir ilah modeli çiziyor. Böyle bir ilah modeliyle yaratılışı ve kâinatı, canlıların yaratılışını izah mümkün değildir. Hâlbuki Allah’ın kendisini bize nasıl tanıttığına bakmamız lazım. Allah bize kendisini İhlas ve diğer surelerde tanıtıyor. Diyor ki: “O yaratılmamıştır, her şeyi o yaratmıştır. Sıfatları sonsuzdur. O hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey O’na muhtaçtır.”  O’nun kudretine göre az-çok, büyük-küçük fark etmiyor. Kudreti kaldırma olarak alırsak, Allah için bir atomu kaldırmakla bütün kâinatı kaldırmak arasında fark yoktur. Aynı şekilde bir atomu yaratmada harcadığı kudret ne ise, bütün kâinatı yaratmada harcadığı kudret aynı, değişmiyor, azalıp çoğalmıyor. Cenab-ı Hak şu mevcut kâinatın sonsuz katı kadar daha kâinatı yaratacak olsa, yine bir atomu yaratmada harcadığı kudret ne ise, yine aynı kudreti harcayacaktır. Görme de, işitme de böyle. Hâlbuki insanın sıfatları sınırlıdır. Bu sınırlı sıfatlarla Allah’ın sınırsız sıfatını anlamakta zorlanıyoruz. Esas problem buradan kaynaklanıyor. Allah için bir çiçeği yaratmakla bir baharı yaratmak aynıdır. Tabii bunun örnekleri dünyada da var. Şöyle diyelim: Dünyada hiçbir canlı olmasa, sadece sizin bahçenizde kiraz ağacı olsa güneş “İşimiz kolaylaştı.” der mi? Yok. O ağaca önceden ne kadar ısı ve ışık veriyorsa yine aynı ışığı verecektir. Peki yeryüzünün tamamı sizin evin önündeki kiraz ağaçları gibi ağaçlarla dolsa, o ağaçların alacağı ışık fark eder mi? Yine fark etmez. Bu bir kanun. Meselâ konuşuyorsunuz ve yirmi kişi sizi dinliyor. Sözünüz onların her birisine, yirmiye bölünerek gitmiyor. Hepsine aynı söz ulaşıyor. İster bir kişi olsun, ister bin kişi, sizin sözünüz aynı gidiyor. Birle sonsuz bu manada fark etmiyor. Biz bunu hayvanlar âleminde de görüyoruz. Meselâ bir balık ortalama bir milyon yumurta yapıyor. Balık sayısı çok artarsa, artan bu balık sayısına göre yeterli göz ve yüzgecin bulunup bulunmayacağı endişesi hiç kimsenin aklına gelmiyor. İnsan için de öyle. İnsan şimdi altı milyar ama, on milyar olursa, bu kadar insana göz nereden bulunacak diye kimse endişeye düşmüyor. Cenab-ı Allah için ha bir, ha sonsuz, fark etmiyor. Yaratıcıyı biz böyle anlamalıyız. Felsefecilerin meseleye bu manada bakamayışlarından dolayı sıkıntı oluyor. Yaratılışı anlamada zorlandıkları nokta bu.

Selam ve Dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

Paylaşma linkleri