Kitabın Önsözü

2010 MAYIS SONU BİR DİZİ konferans için Uzakdoğu’ya gitmiştim.Japonya’da iken gazetelerden Craig Venter’in sentetik hücre yaptığı haberini okuyunca heyecanlandım doğrusu. Bu haber CNN dahil birçok haber sitesinde ilk haber olarak verilmişti. Filozoflar, teologlar ve ahlak bilimcileri bu haberin olası sonuçlarını tartışıyordu. Çok geçmeden Amerikalı ateist dostumdan bir mesaj aldım. “Ateist olmaya hazır mısın?” başlığını taşıyan mesaj şöyle devam ediyordu:
“Kur’an’ın sinekle ilgili bir ayetine dayanarak insanlar canlının bir tek hücresini bile yapamaz, demiştin. Eğer hücreyi
yaparlarsa Kur’an’ın ilgili ayetini çürütmüş olurlar. Kur’ an’ın bütün ayetlerini Tanrı’nın sözleri kabul ettiğin için bu ayetlerden birinin dahi yanlışlanması mümkün değil senin için... Craig Venter sentetik hücre yaptığına göre ateist olmaya hazırsındır herhalde?”Thomas

Bilim adına dinsizliğe yapılan bu davet yeni değil. Aydın-lanmadan beri devam ediyor. Şimdiye kadar yüz milyonlarca insan seküler bilimin telkinleriyle imanını kaybetti. Öyle ki, günümüz Batı üniversitelerinde “gerçek” bilim adamı olmanın ölçütlerinden biri dini öğretilerden arınmış olmaktır. Halkın durumu daha da vahim. Bir zamanlar Hıristiyan kulübü dediğimiz AB ülkelerinin çoğunda ateistlerin oranı yüzde 50’yi aşmış.
Seküler bilim ve dinsiz felsefeden beslenen inkar düşüncesi dünyanın dört bir yanına ulaşmış. Herkesi ve her kesimi etkisi altına almış. O halde ne yapmalı? Bilimi tamamen ret mi etmeliyiz? Bilimle uğraşmaktan vaz mı geçmeliyiz? Elbette hayır. Aslında bilimde bizatihi bir problem yok. Hatta gerçek bilim, insanın Rabbini daha iyi tanımasına vesile olur. Problem objektif olarak takdim edilen Batının seküler bilimiyle. Dinlerin kutsalını ret eden bu bilim kendi kutsalını satır arasında telkin ediyor. İnsanları tesadüf, esbab ve tabiat tanrılarına yönlendiriyor. Ancak bunu çok sinsice yaptığı için dindar entelektüeller bile yapılanları çoğunlukla farkedemiyor. Allah’a iman ettiği halde, seküler bilimin öğretileriyle yetişmiş birçok insan Allah’ın bazı icraatlarını bilmeden sözkonusu tanrılara atfediyor. Elinizdeki kitap bilimsel öğreti içine serpiştirilmiş seküler bilim tanrılarını farketmeniz için kaleme alındı. Ateist bilim adamlarının bize yutturmaya çalıştığı bilimsel hakikatlerle “bilimsel hurafeleri” ayrıştırmaya çalışıyor. Seküler bilimin kutsal ineklerini deşifre ediyor. Batıdan aldığımız “çeviri bilim” içinde saklı seküler inancın kodlarını çözüyor. Çocuklarımıza okutulan ders kitaplarında verilen “üç tanrılı” inancın Hıristiyanlıktaki teslisten bile tehlikeli olduğunu gösteriyor. Stephan Hawking gibi deha seviyesindeki bilim adamlarının nasıl bariz gerçekleri göremeyecek kadar kör olduklarını anlatıyor. “İman gözlüğü”yle gerçek bilimin keşiflerini kullanarak kâinatı kitap gibi okumanın nasıl mümkün olduğunu örneklerle ortaya koyuyor. Üç tanrılı bilimin kâinatta gördüğümüz herşeyi tabiat, tesadüf ve sebeplere havale ettiğini gözler önüne seriyor. Yorumlarıyla Allah’ı inkar eden bilim adamlarının
çalışmalarıyla “akıl gözü”ne Allah’ı nasıl gösterdiklerini anlatıyor.

Bu kitaptaki derin konular, bilimsel bir dil yerine, roman gibi okuyacağınız akıcı bir üslupla yazıldı. Kitabın her bir bölümü, bir kilisede tanıştığımız Thomas’la yaptığımız çetin tartışmalardan sonra kaleme alındı. Kitaptaki bilgiler kurgu eseri değil, önceleri Hıristiyan olan, ancak üniversiteye gidince seküler bilim adamlarının soru ve şüpheleri karşısında pes edip ateist olan Thomas’la yapılan konuşmaların meyvesi. Thomas bilimle imanını kaybetmekle kalmamış, seküler teslisin halis bir şakirdi olmuştu. Üç tanrılı bilimin öğretilerini diğer insanlara ulaştırmayı kendine vazife atfetmişti. Beni dinin öğretileriyle aldanmış zavallı biri olarak gördüğü için, sözümona bilimsel gerçekleri anlatıp, ateist yapmaya çalışıyordu. Sonuç?


http://www.nesilkitap.com/urun_detay.php?uid=1721

Paylaşma linkleri