Cevap: 

Değerli Kardeşimiz
 

Kâinatta iş yapan Cenab-ı Hak’tır.  Yapılacak iş ister büyük olsun ister küçük. İster az olsun ister çok. Hepsi, O’nun sonsuz ilim, irade ve kudretiyle cereyan eder. Ancak, Cenab-ı Hak, her hadiseyi bir ve bazen birden çok  sebebe bağlamıştır.  O sebepler Allah’ın kudretine perde olmaktadır. Bir kısmı o sebep arkasındaki o kudret elini görüp o işi Allah’a verdiği halde, bazıları sebebin arkasındaki kudret elini göremeyip, meydana gelen hadiseyi sebeplere vermektedir.

Mesela; “protein” kelimesi sebep olarak ya kalemle mürekkep kullanılarak yazılmıştır. Ya da daktilo veya bilgisayar ile. Bu sebeplerin arkasında insanın kudret elini göremeyen, o “protein” kelimesini ya mürekkebin veya kalemin yazdığını, ya da bilgisayarın veya daktilonun kendisinin yazdığını ileri sürecektir.

İşte amino asitlerden proteinlerin teşkili de böyledir. Bu proteinlerin teşkilinde sebep olarak RNA’ların kullanıldığı biliniyordu. Şayet ileri sürüldüğü gibi, proteinler DNA ve RNA’lara ihtiyaç duyulmadan başka bir sebeple veya sebeplerle meydana geliyorsa, bunun şaşılacak bir tarafı yoktur. Dün ilim protein teşkilinde bir  yolu biliyordu. Bugün bir başka yol da ortaya konmuş olur. Yarın da bakarsınız daha başka bir yolun varlığı da ortaya çıkarılabilir.
Sonuç olarak, meydana gelecek şey ne olursa olsun. Hangi sebeplerle meydana gelecek olursa olsun,  Allah’ın sonsuz ilim, irfade ve kudretinin eseridir. Bilimin görevi, her bir şey için kullanılan sebepleri ve meydana gelebilecek sonuçları ortaya koymaktır.

Selam ve dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

Paylaşma linkleri