Cevap: 

Değerli Kardeşimiz

Önce şunun bilinmesi gerekir. Bir Müslüman, Kur’an’ın her ayetinin Allah’ın kelamı olduğunu kabul eder. Ayetler, bir takım hakikatleri değişik tarzlarda nazara verebilir. Yani bazı meseleler açık olarak ifade edilirken, bir kısmına işareten, remzen veya benzetme ile dikkat çekilir. Fen sahasındaki çalışmalarla elde ettiğimiz bazı sonuçlar, Kur’an’daki ayetlerle uyumluluk göstermeyebilir. Böyle bir sonuçta yoruma gerek duyulduğu gibi, bazı Kur’an ayetlerinin hakikati daha sonraki çalışmalarda ortaya çıkabilecektir.

Bir diğer husus da, Allah’ı tanımayan ve kabul etmeyen birisinin, ayetin manasını tasdik etmesini beklemek çok büyük bir iyimserliktir. Onlar, Allah’ın eserleriyle Allah’ı tanımaya değil, O’nu inkâr ve reddetmeye gayret ediyorlar. İnan birisi, bu konularda kendi nefsini tatmin ediyorsa, mesele tamamdır. Bir başkasını inandırmak gibi, bir göreviniz yoktur. Sadece, doğru bildiğiniz konuyu takdim eder, gerisine karışmazsınız.

       İnsanın yaratılışı söz konusu olunca, on defa evrimcilerin bu konudaki görüşleri dikkate alınırken, en azından bir defa da Allah’ın bu konuda ne dediğine bakılmalıdır.  Çünkü insanı yaratan Allah’tır. “Yapan bilir, bilen konuşur” umumi bir kaidedir. Allah  Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılışını muhtelif ayetlerde nazara vermektedir. Bir ayette meniden yaratılışına dikkat çekilirken, spermin göğüs kafesi ile sırt arasından çıktığı beyan edilir.
“İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılıp dökülen bir sudan yaratıldı. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar. İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir” (Târık, 86/5-8).
Âyet-i Kerime insan için; “Atılan bir sudan yaratılmıştır,” diyor. Bu su, sulb (omurga) ile terâib (eğe kemikleri) arasından atılan erkek menisidir. Bunun içerisinde milyonlarca sperm vardır. Bunlardan bir tanesi, kadının yumurtası ile birleşerek insanın teşekkülüne sebep olacaktır.

    Âyet-i Kerime’de spermi ihtiva eden sıvının sulb ile terâib, yani omurga ile göğüs kemikleri arasından çıktığı beyan ediliyor. Hâlbuki spermlerin erkek üreme organı olan husyelerde, kadının yumurtasının da üreme organı olan yumurtalıkta teşekkül ettiği biliniyor. Burada zahiren bir zıtlık görünüyor.  Bunun iki açıklaması olabilir:

    Birincisi; insan anne rahminde cenin safhasında iken yumurtalık ile husyeler, bu ceninin sulbu ile terâibi arasında gelişir. Yani, husye (er bezi) ile yumurtalık sulb olarak ifade edilen omurga ile terâib olarak belirtilen eğe kemikleri arasındaki bölgede hâsıl olur. Cenin yedinci aya girince husyeler yavaş yavaş vücudun dışındaki torbaya, yumurtalık ise, leğen boşluğuna iner.

    İkici yaklaşım tarzı ise; husye ile yumurtalıklar gıdalarını, omurga ile eğe kemiği arasındaki yerden alırlar. Yani, Karındaki aorttan gelen ve husye ile yumurtalığa giden atar damarlar, belkemi (omurga) ile eğe kemiği arasından geçerler. Aynı şekilde, yumurtalığı ve husyeleri besleyen sinirler de mide altındaki sinir kümesinden gelir ki, bu tam manasıyla belkemiği ile eğe kemiği arasındaki bölgededir. Lenf damarları da omurga ile eğe kemikleri arasından çıkar1.

    Görülen odur ki, gerek husyeler ve gerekse yumurta hücresi, gıdasını, kanını ve sinirlerini sulb ve terâib olarak ifade edilen bölgeden, yani omurga ile eğe kemiği arasından almaktadır. Fennin bu tespiti, Kur’an-ı Kerim’in, insanın yaratılışı ile ilgili icazlı ifadesine de uygundur.

    Bilimin bu konuda ulaştığı nokta budur. Mümkündür ki, ileride ilmin gelişmesiyle bununla ilgili başka tarzlarda açıklaması da olabilecektir.

(1).Ali el-Bar. Terc. A. Öztürk. İnsanın Yaratılışı. Diyanet İş. Başk. Yayını,1991.

 

Selam ve Dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

Paylaşma linkleri