Cevap: 

Değerli Kardeşimiz
 

Teşhisiniz doğrudur. İslam âlemi, İslam’ın getirdiği, çalışma disiplini ve prensiplerine uymakla Ortaçağ’da ilim ve fende öncülük etmiştir. Ancak sonraki devirlerde bunu devam ettiremediği için, geri kalmış, çalışan Batılılar onları fersah fersah geçmiştir. Yani, Batılılar, yine İslam’ın; “Çalışınız. Bir günü diğerine eşit olan Aldanmıştır” prensibine uymuşlar, Müslümanlar ise, Avrupa’nın zevk, sefahat ve eğlencesine daldıkları için maddi olarak geri kalmışlardır.

Bugün fen ve teknikte, ağır sanayide, silah sanayiinde, bilgisayar sanayiinde, uçak ve füze sanayiinde, yeni buluşlar ve buna bağlı olarak alınan patenlerde Batı çok ileridedir. İslâm âlemini de, mezhep ve ırk çatışmalarıyla boğuşturup onları sömürmektedir.

Allah’ın çalışma ve mükâfatını almayla ilgili iki türlü kanunu vardır. Birisi kelam sıfatının eseri olan Kurân-ı Kerim’dir. Diğeri de kudret sıfatının eseri olan şu kâinattır. Birinci kanunu olan Kur’an’a uyan mükâfatını uymayan da cezasını, genelde ahirette görecektir. Bu dünyada görse de çok azdır.

İkinci kanuna uymanın mükâfatı, uymayanın da cezası, bu dünyada görülmektedir. Mesela, çalışmanın neticesi servet ve zenginliktir. Tembelliğin cezası da sefalet ve fakirliktir. Burada inanan-inanmayan ayrımı yoktur. Müslümanlar, tabiat kanunları denen bu ikinci kanuna uymadıkları, tembellik gösterdikleri için fakirlik ve sefalet içerisindedirler. Batılılar da, Allah’ın koyduğu o kanunlara uydukları için mükâfatını bu dünyada görüyorlar. Hâlbuki İslamiyet, ahiret için çalışmaya teşvik ettiği gibi, dünyaya çalışmaya teşvik etmekte, beş vakit farz namazını kılan bir kimsenin, dünyaya ait çalışmasını da nafile ibadetten saymaktadır. Dolayısıyla hata İslâmiyet’te değil, İslâm’ın gereğini yerine getirmeyen Müslümanlardadır.

Sadece maddi sahada değil, sosyal sahada da Müslümanlar, İslam’ın emirlerine uymadıkları için, cezasını çekmektedirler. Kur’an; “Bütün mü’minler kardeştir.” Diyor. “Birbirinizle çekişmeyin, kuvvetiniz dağılır, sonra rezil olursunuz” diyor.

Avrupalılar, çok değişik, milletten ve ırktan oldukları halde onlar birleşip tek devlet haline gelirken, Müslümanların düştüğü durumu ise, söylemekten utanıyoruz. Şimdi Avrupalıların yaptığı mı İslam’a uygun, Müslümanların davranışları mı? Hadise ortada. Mükâfat ve cezada elbette ona göre olacaktır. Avrupalılar, barış ve huzur içerisinde yaşarken, Müslümanlar da birbirlerinin boğazına sarılmış halde, kan ve gözyaşı, ıstırap, açlık ve yokluğa talip olmuşlardır. Allah kimseye zulmetmediğini, ancak insanlar zulüm ve sıkıntılara kendi davranışlarının sebep olduğunu beyan etmektedir.

Netice olarak, Müslümanların bugünkü, maddî ve manevî sıkıntılarının sebebi İslamiyet’in emir ve yasaklarına uymamalarındandır.

Müslümanlar hem maddî ve hem de manevî sahada söz sahibi olmak istiyorlarsa, İslam’ın emir ve yasaklarına uymaları gerekir.

Selam ve Dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

 

Paylaşma linkleri