Cevap: 

Değerli Kardeşimiz

Hz. Âdem’in genetik yapısında, bütün insanların temel renk ve ırk karakterleri mevcuttu. Bir karakterin bir insanda etkisini göstermesi, tek genin değil, bazen birden çok genin etkisindedir. Bazı karakterler baskındır. Bunlara dominant karakterler denir. Bazıları da çekiniktir.  Çekinik karakterler, dominant karakterlerin etkisinde kaldığı sürece fenotipte, yani dış görünüşte etkisini gösteremez. Ama o insanın genetik yapısında mevcuttur. Çekinik karakterler, dominant karakterlerin baskısından kurtulunca fenotipte etkilerini gösterirler.

Hz. Âdem ve Hz. Havva ile başlayan insanlık tarihinde insanlar, nüfusun artması ile farklı ve değişik bölgelere kabileler halinde göç etti. Birbirinden uzaklaşan kabilelerin irtibatı kesildi. Çünkü ulaşım ve haberleşme imkanları yoktu.

Evlenmeler kabile içinde olmaya başladı. Böylece, her bir kabilenin sahip olduğu ırk karakteri kendi içerisinde saflaşmaya ve bir takım çekinik karakterler dominant karakterlerin baskısından kurtularak kendilerini göstermeye başladılar. Neticede, birbirinden farklılaşmış ve ayrılmış karakterler ortaya çıktı.  

Günümüzde bütün dünya bir şehir haline geldi. Değişik kabilelerdeki fertler arasında evlenmeler başladı. Farklı ırktaki kimselerden, o farklı ırkların özelliklerini taşıyan fertler meydana geldi. Mesela; Japonla evlenen bir Türk’ten kısmen çekinik gözlü fertlerin hasıl olduğunu görüyoruz.

Şimdilerde çinlideki sarı renk karakteri Afrika’da da ortaya çıkıyor, Asya’da da, Amerikada’da.  Afrika ülkelerinde sadece esmer ve oraya has ırkları değil, beyaz ve Avrupa ve Amerika’daki ırk karakterlerine sahip fertleri de görüyoruz. Nitekim Türkiye’de de, Afrika kökenli birisiyle evlenenin çocuklarının Afrikalı olanlardaki ırk karakterlerine sahip olduğunu müşahade ediyoruz. 

Selam ve dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

Paylaşma linkleri