Cevap: 

Değerli Kardeşimiz
 

Hz. Adem’in yaratıldığı çamuru Cenab-ı hak muhtelif şekillerde tarif ediyor.  Bununla ilgili bazı ayetler şöyle:

İnsanı ateşte pişmiş gibi kupkuru bir çamurdan yarattı” (Rahman, 14).

Hani Rabbin Meleklere demişti ki; ‘Ben kuruyup rengi değişmiş siyah bir çamurdan bir beşer yaratacağım” (Hicr, 23).

And olsun ki, biz insanı çamurun özünden yarattık” (Mü’minûn,12).

Bu çamurun mahiyeti nasıldır? İçerisinde hangi elementler vardır? Bunları bilmiyoruz. Allah’ın bu çamurdan Hz. Adem’in nasıl yarattığını anlamanın yolu, günümüzdeki insanın ve diğer canlıların yaratılışına bakmaktır.

Şimdi şu sözü inceleyelim:

 “Tavuğu, kabuğu kireçleşmiş bir yumurtadan yaratan Allah’tır.”

Burada tavuğun neyden yaratıldığına dikkat çekiliyor. Artık o tavuk yumurtadan  bambaşka bir yaratılışla yaratılmıştır. Şimdi burada, tavuğun tüyünü, kemiğini, barsağını, gagasını ve gözünü yumurtanın içerisindeki sarısı ve beyazında aramak, yaratılışı bilmemektir. İlk insanın yaratılışı da, şimdiki insanların yaratılışı da böyledir. Nitekim bir ayette bu şöyle ifade edilir:

Allah, hareket eden her canlıyı bir çeşit sudan yaratmıştır” (Nur, 45).

Şimdi siz bir damla su içerisinde bir insanın veya koyunun, ya da gülün veya bülbülün bünyesinde bulunan maddeleri ararsanız, bu, yaratılışı bilmemenin neticesidir. Böyle bir davranış ilmin değil, cehaletin eseridir.

Hz. Âdem’in yaratıldığı toprak, “Prebiyotik çorba” olarak adlandırılabilir mi?

Prebiyotik, ilk hayat veya hayatın öncüsü manasına gelir. Bilinebildiği kadarı ile, Hz. Adem’in yaratıldığı toprakta böyle bir hayat emaresi yok. Allah, bir toprak çorbasından bahsetmiyor. Kuru toprağa hayat vererek Hz. Adem’i yarattığını bildiriyor. Tıpkı günümüzdeki toprakta hayat olmadığı gibi. Ancak, günümüzdeki toprak bitkilere analık ediyor, hayat sahibi canlıların teşekkülüne sebep oluyor.  

Peki, bu sahada uzman birisi, Hz. Adem’in yaratıldığı toprağa böyle bir isim vermiş olsa ne olur?  Bir görüşe öncülük etmiş olur. Bazıları onun tarafında yer alır. Kendilerine göre, bu görüşünün doğruluğunu ispat için bir takım iddialar ileriye sürerler. Bazı kimseler de karşı görüşü savunur. O  düşüncenin doğru olmadığını iddia ederler. Hakikati hali kimse bilmediğine ve o ilk yaratılışı kimsenin tekrar görmesi ve göstermesi mümkün olmadığına göre, herkes görüşünde ısrarlı olur. Böylece insanlar kıyamete kadar kendilerine bir meşgale bulmuş olurlar. İnsan, ilk insanın yaratılışı ile uğraşırken kendi hikmetli ve sanatlı yaratılışını ve bu yaratılışın gayelerini ve kendisinin yapmakla mükellef bulunduğu vazifeleri unutur, ahirete eli boş varıverir.

Zaten şeytanın da yapmak istediği budur. İlk insan Hz. Adem’e secde etmemekle kendisinin cehenneme konmasından dolayı şeytan insanlardan intikam almak istemektedir. İnsanları böyle boş şeylerle meşgul ederek onların imanlarının tehlikeye girmesine ve eli boş ahirete gitmelerine ve neticede onların cehenneme girmelerine sebep olmakla insanlardan intikamını almış olur.

Hz. Adem'in bu şekilde yaratılmadığının delilleri isteniyor. Böyle bir ispat olmaz. Bu; “Benim insan olmadığımı ispat et” gibi bir sorudur. Belki bu soru şöyle sorulabilir: “Benim insan olduğumu ispat et”. O zaman insanın özellikleri dikkate alınarak bu soru cevaplanır. Ama bunun aksi ispatlanmaz.

Selam ve dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

 

Paylaşma linkleri