Gürcistan’da 1.8 milyon yıllık kafatası bulunduğu, bunun insanın geçmiş hakkında şimdiye kadar bilinenleri tamamen değiştireceği ileri sürüklüyor. Bunun hakkında dersiniz?”

 

Bununla alakalı haber aşağıdadır. Önce bu habere göz atalım:

 

Gürcistan'da insanlık tarihini değiştirecek keşif
 

Gürcistan’da bulunan 1.8 milyon yıllık kafatası, eski insanların evrim süreci hakkında yeni ve önemli bir iddia doğurdu. Kafatası üzerindeki analizler, atalarımızın Afrika’dan birçok tür değil, tek bir tür olarak dünyaya yayıldığını öne sürdü.

Uluslararası bir araştırma ekibi tarafından yapılan incelemeler, insanların evrim sürecini sanılandan çok daha basit bir dereceye indirgeyebilir. Gürcistan’ın Dmanisi kentindeki kazı alanında 2005 yılında bulunan 1.8 milyon yıl öncesine ait kafatası, Afrika kıtasından dünyanın diğer bölgelerine yayıldığı bilinen insanların birçok türe değil, tek bir türe mensup olduğuna işaret etti.

Zürih Üniversitesi Antropoloji Enstitüsü ve Müzesi’nden Marcia Ponce de Leon, ‘zamanına ait en iyi korunmuş kafatasının olağandışı bir keşif olduğuna’ değinerek, “Neredeyse mükemmel korunmuş” dedi.

Afrika’dan çıkan ilk insanların kullandığı antik göç yollarından biri olan Dmanisi’de bulunan kafatası, kılıç dişli kaplanların ve dev çitaların var olduğu döneme denk gelen bir dönemde yaşamış insan benzeri canlıya ait. Kafatasının bulunduğu alanda, yıllar önce aynı döneme ait dört insan kalıntısı ve taş eşyalar bulunmuştu.

Gürcistan Ulusal Müzesi’nde bulunan kafatasını inceleyen ekibin başında yer alan David Lordkipanidze, ilkel insan benzeri canlıya ait kafatasının 5 Ağustos 2005 yılında keşfedildiğini açıkladı.

Yale Üniversitesi’nden antropolog Andrew Hill, kafatası ve bulunduğu tepedeki diğer bulguların, ilk insanların Afrika’dan ayrıldığı 2 milyon yıl öncesine işaret ettiğini ve aynı bölgede yaşayan insanların evrim sürecindeki fiziksel farklılıklarını anlamak konusunda önemli bilgiler sunabileceğini ifade etti.

Araştırmada yer almayan Hill, Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada, “İlk kez belli bir zaman dilimindeki değişimlere bakma şansı yakalıyoruz” dedi.

‘BEŞİNCİ KAFATASI’
Dmanisi’de bulunan beş kafatası üzerinde analizler yapan bilim insanları, kafataslarının ilk insanların soyağacında başlarda yer alan Homo erectus’a ait olduğunu tespit etti.

Araştırmacılar, buradan yola çıkarak Afrika’dan diğer kıtalara yayılan insanların birden fazla değil ama tek bir türe ait olabileceği düşüncesini ortaya attı.

Yeni teori, bugüne kadar insan türleri arasında farklılıkları ortaya koymaya çalışan eski fosil keşiflerine ters düşen bir sonucu savunuyor.

Kafataslarının ait olduğu Homo erectus, 2 milyon yıl ile 143 bin yıl öncesi dönemde yaşarken, Afrika, İspanya, Endonezya, Çin ve Cava adasında yaşadı. Modern insan Homo sapiens’in atası ise yaklaşık 195 bin yıl önce ortaya çıktı.

2005 yılında bulunan ve modern insan beyninin 3’te 1’i büyüklüğünde beyin içeren ‘Kafatası 5’, uzun ve düz olmasının yanı sıra çıkıntı halinde bir çene ve uzun dişlere sahip. Dişlerini ‘kavramak’ için kullandığı belirtilen canlının, modern insana benzeyen kol ve bacak yapısına sahip olduğu ve dik durabildiği ifade edildi.

Bilgisayar modelleri aracılığıyla yeni sonuçları diğer insan türleriyle karşılaştıran bilim insanları, antik insan türleri arasında çok büyük bir farklılık olmadığı sonucuna vardı.

Araştırmacılar, ilk analizlerin verdiği sonuçların doğrulanması halinde, insan evrim sürecine yeniden bakılması gerektiğini belirtti.

Bilim insanları, 2 erkek ve 3 kadından geriye kalan Homo erectus kalıntıları üzerinde ilk kapsamlı analizi 2009 yılında yapmıştı. Analizler, türün sanıldığı gibi 1 milyon değil, 800 bin yıl önce Afrika'dan göç ettiğini öne sürmüştü.
 

Yukarıda, insanın geçmiş tarihi ile ilgili haberin değerlendirmesi:

Böyle bir haber, yaratılışçıların değil, evrimcilerin dünyalarındaki insanlık tarihini değiştirecek bir haberdir. Yaratılışçılar, zaten insanın tek atadan geldiğini ve dünyaya bu tek atanın evlatları olarak yayıldığını ifade etmektedirler.

 Elde bulunduğu ileri sürülen fosilin, pek çok özelliği bakımından günümüz insanına, yani Homo sapiens’e benzediği belirtilmektedir. Anlaşıldığı kadarı ile o fosil, bütün yönleriyle tamamen  günümüz insanına benzemektedir. Onlar insanın, insanbenzeri atalarının varlığı saplantısından kutulamadıkları için, eldeki materyalleri de mutlaka bu felsefeyle yorumlamaya çalışmaktadırlar. Onun için bir takım zorlamalarla, bu fosili Homo erectus’a benzetmekte veya ona yakın bir varlık olarak yorumlamaktadırlar. Beyin hacmini, günümüz insanın beyin hacminin 1/3’ü kadardır yorumları da buna dayanmaktadır. Hâlbuki şekilde görülen yapıda fosil bir kafatasının beyin hacmini hesaplamak mümkün değildir.

Aslında Homo erectus adı altında ne böyle bir ne canlı yaşamış ve ne de fosili vardır. Başlangıçta, insanla maymuna ait bazı kemik parçaları, 1891 yılında Dubois tarafından bir araya getirilerek; “Homo erectus” olarak takdim edilmiştir. Fakat bu tarihten otuz sene sonra Dubois kendisi, yaptığı bu sahtekârlığı itiraf etmiş, Homo erectus adı altında bir varlığın bulunmadığını belirtmiştir. Dubois’in bu itirafı Hem Arkeoloji Ansiklopedisi’nde ve hem de diğer yayın organlarında yer almıştır.

Homo erectus’la ilgili geniş bilgi şöyledir:

 Darwin’in Türlerin Kökeni (The Origin of Species) eserini yayınladığı 1858 yılından az bir süre sonra, ondan ilhamla Ernst Haeckel de “The History of Creation” adlı eserini yayınladı. Haeckel bu eserinde, “insanın atası” olarak Dilsiz Maymun Adam’ı ileri sürdü. Buna bir de Latince isim koydu: Pithecanthropus alalus... Bu hayalî varlık, fosil olarak bulunduğu zaman, bazı özellikleri bakımından insana, bazı özellikleri bakımından da maymuna benzeyecekti. Bu varlığa ait kalıntıların bulunacağı yeri de belirtmişlerdi: Madagaskar’dan Hindistan’a ve Hint Okyanusu’ndan Endonezya’ya uzanan hipotetik antik Lemura kıtası (Richard, M. Shattering the Myths of Darwinism. Terc. İ. Kapaklıkaya. Son Tartışmalar Işığında Darwinizm’in Mitleri. Gelenek Yayıncılık, İstanbul, 2003).

Hollandalı anatomist Eugene Dubois, 1887 yılında karısı ve çocuklarıyla birlikte Doğu Hindistan’da Hollanda kolonisi olan Java’ya, “Hollanda ordusu sağlık elemanı” olarak yola çıktı. Dubois, Haeckel’in ileri sürdüğü Dilsiz Maymun Adam’ı, yine onların gösterdiği yerde bulmaya gidiyordu. Du­­bois, Sumatra’ya varışından itibaren iki yıl içinde hü­kû­meti, Java’da paleontolojik kazı yapmaya ikna etti. Trinil köyü ya­kınındaki Solo Irmağı kenarında kazıyı yapmak için mahkûm işçiler ve bu kazıyı kontrol etmek için de askerler verildi. Dubois’in bu kazılarda alan çalışmasına katılmadığı, mahkûm işçilerin periyodik olarak taşıdığı bulguları evin­de incelemekle yetindiği belirtilir (Richard, M. Shattering the Myths of Darwinism. Terc. İ. Kapaklıkaya. Son Tartışmalar Işığında Darwinizm’in Mitleri. Gelenek Yayıncılık, İstanbul, 2003).

1891 yılında Dubois, önüne gelen kemikler arasında iki önemli bulguyla karşılaşmıştır. Bunlar, bir ay arayla aynı fosil yatağında bulunmuş bir diş ile bir kafatası idi. Ancak bunların kazı esnasında kaydı tutulmadığı için tam yerleri tespit edilememişti. Başlangıçta Dubois bunların bir şempanzeye ait olduğu kanısına vardı. Ancak birkaç ay sonra mahkûmlar aynı kazı alanında bir uyluk kemiği buldular. Bu, dik yürüyen bir insanın uyluk kemiğiydi. Dubois bu parçaları birleştirerek Pithecanthropus erectus-Homo erectus(Dik Yü­rüyen Maymun Adam)’u oluşturdu. Bu varlığın beyin hacmi yaklaşık 900 cc kadardı. 1898 yılında da bir küçük azı dişi bulundu. Bu dişlerin de Homo erectus’a’a ait olduğu belirtildi. Bu varlığın yaşı da 500 bin yıl olarak tahmin edildi.

 

Dubois bu fosilleri 1895 yılında Leyden’de yapılan Milletlerarası Zooloji Kongresi’nde açıkladığı zaman, İngiliz zoologları bu fosillerin in­sana, Almanlar insan benzeri maymuna, Fransızlar ise ileri yapılı may­mun ile insan arasında bir geçiş formuna ait olduğunu ileri sürdüler.

Koenigswald, Java Adamı’ndaki büyük iki azı dişinin orangutana, küçük azı dişinin de insana ait olduğu kanaatindedir. Kafatasının da şem­panze ve gibbonların kafataslarına benzediğini belirtir (Boule, M. and Valoıs, H.M. Fossil Man. The Dreyden  Press. New York. 1957,  p.118-123).

1906 yılında Dubois’in fosilleri bulduğu yerde büyük bir kazı ya­pılmış, fakat küçük bir kemik parçası haricinde bir şey bulunamamıştır. “Java Adamı” olarak adlandırılan varlığın, hakikatte şempanze veya goril tipi bir maymun olduğu, maymuna ait kafatasının insanın uyluk kemiğiyle birleştirilerek buna “Pithecanthropus erectus-Homo erectus” adı verildiği ifade edilir (Gish, D.T. Evolution: The Fossils Say No! 1981. Terc. Â. Tatlı,  Fosiller ve Evrim. Cihan Yayınları, İs­tanbul. 1984).

Burada dikkati çeken husus, Pithecanthropusfosilini bulan Du­bois’in 1922 yılındaki itirafının dikkate alınmayışıdır. Howells, “Mankind in the Making” adlı eserinde, Dubois’in, ilk fosili bulduğu yerde, beyin hacmi günümüz insanınkine yakın iki kafatası bul­duğunu belirtir. Ancak, Dubois, bulduğu bu kafataslarını 30 yıl açıklamamıştır. Otuz yıl sonra Dubois, Java Adamı (Pithecanthropus erectus-Homo erectus) olarak ileriye sürdüğü varlığın, aslında büyük bir gibbon maymunu olduğunu itiraf etmiştir (Howells, W.  Mankind in the Making. Doubleday and CO. Garden City  N.Y.P. 1967, 155-156).

Dubois’in bu açıklamasına Arkeoloji Ansiklopedisi de yer vermiştir:

“Dubois’in, önce ‘dik yürüyen insan’ ismini verdiği yeni statü, çok mu­halefetle karşılaştı. Ama sonradan Dubois’in kendisi de fikrini de­ğiştirip, bulduğu fosillerin büyük bir ape (iri yapılı maymun) ol­duğunu söylemesine rağmen, bu kafatası genel bir kabul gördü”(Cottrell, L. The Concise Encylopedia Arc­heology. Hawthorn. New York. 1960, P. 394).

Sonuç olarak; Gürcistan’da bulunan fosil, mevcut olmayan, yani hayali bir Homo erectus’a dayandırılmaktadır. Aslında bu fosilin, bütün özellikleriyle günümüz insanına benzediği söylenebilir.

 

Prof.Dr.Adem Tatlı
 


 

Paylaşma linkleri