Bir Müslüman için insanın ilk atası Hz. Âdem ve Hz. Havva’dır. Çünkü Allah öyle bildiriyor. Bunun dışında ne söylense hepsi uydurma ve safsatadan ibarettir. Bilimsel gerçek de budur.

Ama Allah’ı ve O’nun bildirdiklerini kabul etmeyenler, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın dışında kendilerine ata arıyorlar. Aradıklarını bulabilecekler mi? Olmayan bir şey bulunabilir mi? Elbette bulunmaz. Onlar bu batıl düşünce ve yorumlarına “
Bilimsel çalışma veya bilimsel bulgular” adını takarak, insanları yanlış yönlendiriyorlar.

Allah insanın yaratılışını şöyle bildiriyor:

İnsanı ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı. Cinleri de dumansız, saf ateşten yarattı. Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?” (Rahman Suresi, 14-16).

Ey insanlar! Sizi tek bir insandan yaratan Rabbinizden korkun ki, o tek kişiden eşini de yarattı ve o ikisinden de pek çok erkekleri ve kadınları türetip yeryüzüne yaydı” (Nisa Suresi, 1).

Sizi tek bir insandan inşâ edip yaratan da O’dur. Annelerinizin rahminde size bir karar yeri, yeryüzünde de bir emanet yeri vardır. İyice düşünüp anlayan bir topluluk için biz ayetlerimizi böylece açıkladık.” (En’am Suresi, 98).

Solda Homo Floresiensis Adamı, sağda Homo sapiens’in kafa yapısı. Flores adamı kafasına ait olduğu ileri sürülen fosiller koyu renklidir. Çene dahil olmak üzere alçı ile doldurulmuş kısımlar açık renklidir.

Avustralyalı araştırmacılar tarafından, Endonezya'daki Flores Adası'ndaki Liang Bua Mağarası'nda, yerin 5. 9 metre altında bulunan fosil parçaları birleştirilerek ve noksan kısımları alçı ile tamamlanarak Homo Floresiensis Adamı olarak adlandırıldı. Bu fosil LB1' diye kodlandı. Bu fosilin önce bir çocuğa ait olduğu ileri sürüldü. Daha sonra, dişleri, kemik yapısı ve greyfurt iriliğinde bir kafatasına sahip yetişkin bir kadın olduğu iddia edildi. Bu varlığın, günümüzden 95 bin ile 12 bin yıl öncesindeki dönemde yaşadığı belirtildi.

Nature dergisi, Fosili inceleyen paleontoloğların, Floras Adamının 1 metre boyunda, beyninin ise, şempanzeninki kadar olduğunu kabul ettiklerini belirtti. Bunun beyni 380 santimetreküp kadardı. Onlara göre, taş yontmak ve avlanmak için de bu kadar beynin yeterli idi. Paleontoloğlar, "Flores adamının", ayrı bir tür olduğuna karar verdiler. Bu türün, 'Homo erectus'tan bir kolun ayrılarak uzun zaman içerisinde cüceleşmesi sonucu ortaya çıktığına hükmettiler. Bundan sonra Flores Adamının insanın ilk atası olamayacağı hakkında evrimciler arasında bir tartışma başladı. Nigel Hawkes, bu bulgunun, tartışmalar arasında değerini yitirdiğinden şikayet ederek şöyle diyor:

Son yüzyılın en büyük antropolojik bulgusu olarak duyurulan bir bulgu, antropolojinin tartışmaları içinde yozlaşıp kayboluyor.” (1)

Avustralya’daki Adelaide Üniversitesi Anatomi Bilimleri bölüm başkanı 32 yıllık anatomist ve uzman paleopatolojist Maciej Henneberg, Flores Adamı ile ilgili değerlendirmelere itiraz etmektedir. Ona göre bu küçük beyin hacmi, mikrosefali isimli nörolojik hastalıktan ileri gelmiş olmalıdır. Nadir görülen bu hastalık, küçük beyin ve kafa yapısına sebep oluyor. Mikrosefalinin birçok sebebi vardır. Gebelik sırasında geçirilmiş viral enfeksiyon başta olmak üzere, doğum sonrası travma ve beslenme bozukluğuna kadar birçok sebebe bağlı gelişebilir. Mikrosefalide, yüz normal oranda büyüyor, ancak kafa gelişimi engelleniyor. Bu hastalığa yakalanan insanlar, eğimli bir alna sahip oluyorlar ve çeneleri bulunmuyor (2).

Henneberg bu fosili, daha önce Girit adasında bulunmuş olan 4.000 yıllık bir Homo sapiens örneğine benzetmektedir. Bu Girit fosili günümüz insanı Homo sapiens’e ait olmakla beraber, küçük ebatta kafatasına sahipti. Bu küçük kafatasını, o zaman bilim adamları, bu ferdin mikrosefali rahatsızlığı ile açıklamışlardı. Avustralyalı bilim adamı Henneberg, 15 kafatası ölçüsü açısından yaptığı istatistiksel karşılaştırmalar sonucunda, Flores ile Girit fosili kafatasları arasında hiçbir belirgin farklılığın bulunmadığını ortaya koydu. Flores Adamının yüz anatomisinin, Homo sapiens’in yüz sınırları içinde bulunduğunu belirtti. Bu çalışmalar sonunda Henneberg, Flores Adamı’nın kafatası ebatlarının mikrosefaliden kaynaklandığını belirtti. Ona göre Flores Adamı, beyin rahatsızlığı geçiren bir Homo sapiens’di (3).

Avustralyalı bilim adamı Henneberg’in Flores Adamı hakkında bir diğer incelemesi de, mağarada bulunan bir ön kol kemiği (radius) üzerinde idi. Henneberg, 210 mm olarak belirtilen kol kemiği uzunluğundan hareketle, böyle bir kol uzunluğuna sahip kimsenin boy uzunluğunun da 151 ila 162 cm arasında olması gerektiğini belirtti. Bu rakamlar, günümüz insanın boy uzunluğuna yakındır.

Henneberg bütün bu çalışmalarının sonunda şu görüşü dile getirmiştir:  

Yeni tür’ olduğu iddia edilen Flores Adamı’nın küçük beyin yapısı, patolojik bir durum olan mikrosefalinin sonucudur(4).

İnsanın evrimi üzerinde çalışan bir diğer araştırıcı, Avustralya Ulusal Üniversitesi antropoloğu Alan Thorne ise, Flores Adamı’nın ayrı bir tür olduğu yönündeki iddianın zorlama olduğuna belirtmektedir (5).
 

Endonezya Gadjah Mada Üniversitesindeki Paleoantropoloji Enstitüsü başkanı evrimci antropolog Teuku Jacob, Flores Adamının küçük beyin hacminin, ayrı bir tür delili değil, zihin bozukluklarının göstergesi olabileceğini nazara veriyor. Flores Adamı’nın bu küçük beyin hacmine yol açtığı tahmin edilen cüceleşme sürecinin sadece Flores’de değil, Central Mountain, Papua ve Andaman, Aceh’te de görüldüğünü belirtiyor. Homo floresiensis’i bu cüceleşmeye dayanarak ayrı bir “tür” olarak tanımlamanın yanlışlığına dikkati çekerek şöyle diyor:

 

“Flores yeni bir tür değil. Homo sapiens’in Austrolomelanesid ırkı altında sınıflanıyor. Bu yeni bir tür değil, neden buna yeni isim veriyorlar? “(6)

 

Endonezyalı bilim adamlarından Yogyakarta Arkeoloji Kurumu’ndan Harry Widianto da Flores Adamı’nın Homo sapiens’in sadece bir alt türü -yani günümüz insanının bir ırkı olduğunu- ifade ediyor (7).

Hacettepe Üniversitesi’nden antropolog Prof. Metin Özbek de, Flores Adamı’nın ayrı bir tür olmadığını şöyle dile getirmektedir:

Bu buluşun antropolojide devrim yaratacağı iddiası oldukça abartılı. Flores Adası’ndaki iskeleti tamamen ayrı bir tür olarak kabul etmek ne kadar doğru bilemiyorum. Homo sapiens’in ırksal bir varyetesi olabilir. Beyninin küçük, boyunun kısa oluşu ilginç ama bundan önce de pigmeler bulundu. Microsefali (küçük beyin) de görülen bir şey” (8).

Sonuç

Evrimci bilim adamlarından kemiklerin birbirine benzerliğinden geçmişe dair hayali masallar anlatmayı bilim zannedenler ve taraftarı medya ile, yeni bulunan fosiller, büyük bir sansasyonla tanıtılarak, konun dışında olan insanlar yanıltılmakta, ama bu iddialar kısa sürede çürütüldüğü halde sessizce geçiştirilmektedir. Şimdiye kadar hep böyle olmuştur. Bundan sonra da böyle olacaktır. İşte Flores Adamı da bunlardan birisidir.

Kaynaklar

  1- Nigel Hawkes, Professor fuels row over Hobbit man fossils, The Times Online, 3 Aralık 2004.

2- Jim Ritter, “Experts here knock claim of new 'Hobbit' species”, 16 Kasım 2004, Chicago Sun-Times, http://www.suntimes.com/output/news/cst-nws-human16.html
3- Michael Balter, “Skeptics Question Whether Flores Hominid Is a New Species”, Science, Vol 306, Issue 5699, 1116 , 12 Kasım 2004
4- Maciej Henneberg, “Why The ‘Hobbıtt’ May Not Be A New Specıes Of Humans”, http://www.thinkinganglicans.org.uk/archives/000884.html
5- Heather Catchpole “Tiny Human a Big Evolutionary Tale”, 27 Ekim 2004, http://dsc.discovery.com/news/afp/20041025/tinyhuman.html

6- “Indonesian scientist says Flores hominid not new species”, AFP Science by Yahoo, http://story.news.yahoo.com/news?tmpl=story&cid=1539&e=3&u=/afp/20041106...
7- “Indonesian experts deny ‘Flores man’ fossil claim”, The Jakarta Post Online, 5 Kasım 2004.
8- Ezgi Başaran, “Floresli Kadın İçin Türk Bilim Adamları Ne Diyor?”, www.hurriyetim.com.tr, 7 Kasım 2004.

Paylaşma linkleri