Cevap: 

Değerli Kardeşimiz

Canlıların genetik özellikleri büyük oranda, kromozomlar üzerindeki genlerle kontrol edilir. Bu genlerin temelini de DNA (Deoksi Riboz Nükleik Asitler) adı verilen büyük moleküller teşkil eder. Onların da yapısında; karbon, hidrojen, oksijen, azot ve fosfor atomları yer alır.

Araştırıcılar, önce deneme yanılma yoluyla, hangi genin, canlının hangi organını kontrol ettiğini tespit ederler. Mesela, önce farenin ses genini kontrol eden genin yerini tespit eder. Farenin yavrusu tek hücre, yani zigot halinde anne karnında iken o zigotu alır ve ondaki kromozomdan ses genini kimyasal ilaçlarla kesip yerine bir başka farenin veya başka bir canlının sesini tayin eden genleri buraya yine ilaçların yardımıyla monte eder. Daha sonra o zigotu anne karnında normal büyüme terk eder. Belli bir süre sonra fare yavrusu dünyaya gelir. Siz ses genine müdahale ettiğiniz için muhtemelen o farenin sesinde değişiklik görünecektir. Burada yapılan işlem, beyaz elma veren ağaca kırmızı elmayı aşılama gibidir. Bu aşılamadan sonra beyaz elma veren ağaçtan kırmızı elma alırsınız.
Bu tip bilimsel çalışmalar elbette Allah’ın canlılar âlemine koyduğu bir takım kural ve prensipleri tespit etmeye, tanımaya ve bilmeye yardım edecektir. Bu şekilde deneme yanılma ile hangi organların veya yapıların ne dereceye kadar değişebileceğinin sınırlarını tespit etmiş olacağız.

Ama bu işler hiçbir zaman tesadüfen ve tabiatın eseri olarak meydana gelemez. Her şey Allah’ın ilim, irade ve tasarrufundadır. Böyle bir veya birkaç genin değişikliğinden hareketle bütün canlıların evrim geçirerek birbirinden tesadüfen ve tabiatın eseri olarak meydana geldiğini ileri sürmek, bilimsel bir yaklaşım tarzı değildir. Olsa olsa, ateizm ideolojisine dayalı felsefî ve metafizik bir değerlendirme olabilir.

Selam ve Dua ile..

Prof. Dr. Âdem Tatlı

Paylaşma linkleri