Soru:Evrim Teorisinde olasılık mı yoksa tesadüf mü var? Eğer olasılık ise, ne kadar düşük olursa olsun gerçekleşmesi imkânsız denilemez? Ayrıca Zorundalık ile Tesadüf arasında bir bağ yok mudur?”

Cevap: Burada kullanılan bir-iki terimin iyi anlaşılması gerekir. Bunlardan birisi olasılıktır.Olasılık; ihtimal ve muhtemel kelimelerinin yerine kullanılmaktadır. Bir şeyin olmasının veya olmamasının matematik olarak değeri veya olabilirlik yüzdesi değeridir. Mesela, normal şartlarda, insandaki sperm ve yumurtanın birleşmesiyle meydana gelecek çocuğun kız veya oğlan olma ihtimali, yani olasılık değeri yüzde ellidir.

Tesadüf kelimesi ise,rast gelme, bir şey kendiliğinden olma manasında kullanılır. Yukarıdaki misalde olduğu gibi, sperm ve yumurtanın birleşmesiyle meydana gelecek çocuğun kız veya oğlan olmasını tahmin edemezsiniz. Bunu tamamen gelişigüzellik ve tesadüfî şartlar tayin eder.

Zorundalık, uydurukça bir kelimedir. Türk Dil Kurumu’nun eserlerinde böyle bir kelime yoktur. Güya bunu, zorunluluk yerine kullanıyorlar.

Zorunluluk ise; başka türlü olamayan, o şekilde meydana gelmesi mecburi olandır. Bir şeyin olduğundan başka türlü olamayacak olmasını dile getirir.

Bir felsefe ekolü geçmişte, kâinatın meydana gelişinin,  mutlaka bu şekilde olması mecburiyetinde olduğunu, bunun zorunlu olduğunu iddia etmekteydi. Buradan hareketle, Allah’a mucib-i bizzat diyorlardı. Yani Allah’ın kâinatı, ister istemez böyle yapmaya mecbur olduğunu iddia ediyorlardı.

Hâlbuki Allah istediğini, istediği şekilde yapar. Sebepleri de, o sebeplerin verdiği neticeleri de meydana getiren O’dur. Evladın meydana gelmesine anne ve baba sebeptir. Amma, o çocuğun meydana gelmesine sebep olan anne ve baba da yaratılmıştır.

Allah neye karşı ve kime karşı sorumlu ve mecbur olacak? Böyle bir İlah anlayışı, İslâmî değildir, yanlış bir itikadın neticesidir
 

İki tip varlıktan söz edilir. Birisi, vacib-ül vücuttur. Yani, varlığı kendindendir. Ezelî ve ebedîdir. Yaratılmamıştır. Her şeyi O yaratmıştır. İlim, irade ve kudret gibi bütün sıfatları sonsuzdur. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. İşte bütün bu sıfatları taşıyan varlığa Allah diyoruz.

Diğer varlık çeşidi ise, mümkün varlıklardır. Allah’ın dışındaki bütün varlıklar bu gruptandır. Yani onların varlıklarıyla yoklukları eşittir. Bu tip varlıklar sonradan meydana getirilmiştir. Onları yokluk âleminden varlık âlemine çıkaran bir tercih edicinin olması zaruridir. O yaratıcı da Allah’tır. Mesela, biz bir asır önce yoktuk. Allah bizi yaratmayabilirdi. Bizim yaratılmamızdan veya yaratılmamış olmamızdan dolayı da kimseye karşı sorumluluğu yoktur.

Madem biz yaratıldık. Yokluk âleminden varlık âlemine çıkarıldık. İşte bizi, yokluk âleminden varlık âlemine çıkaracak bir tercih edici ve yaratıcının olması zaruridir, zorunludur. Ama, bizim yaratılmamız zaruri değildir. Yani Allah bizi yaratmaya mecbur değildir. Biz yaratılmamış olsaydık, Allah için bir noksanlık olmayacaktı. Yaratılmış olmamızla da O’na bir yük ve sorumluluk getirmiş değiliz.

Allah’ın varlıkları yaratmasında az-çok, büyük-küçük farkı yoktur. Mesela, nasıl ki bizim bir sayfa metin yazdırmamızla bin sayfa yazdırmamız arasında bir fark yoktur. Programı ayarlayıp çıktı için bilgisayarın tuşuna bir defa basmamız yeterlidir. Ayni şekilde, Allah’ın bir atomu meydana getirmesiyle, bütün kâinatı meydana getirmesi arasında fark yoktur. Dolayısıyla kâinatı yaratmış olması Allah’a bir meşguliyet getirmediği gibi, hiçbir varlığı yaratmasaydı, yine O’nun için durum aynı olacaktı.

Selam ve dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

            

Paylaşma linkleri