Cevap: 

Değerli Kardeşimiz


Evrim bir bilim mi yoksa bir inanç konusu mudur?

Yaratılış ve evrim tartışmasında bilimin verilerinin tartışmasına geçmeden önce temel bir hususun aydınlatılması gerekir.Şayet evrim hipotezini savunanlar inandıkları bu düşünceye bir inanç konusu olarak yaklaşsalardı kimse kendilerine birşey diyemezdi.Zira inanç ve iman gibi hususlar tartışılamaz.İnanan veya iman eden kişi sebeple olursa olsun bir şeye inanmışsa insan olarak ona saygı duyulur.Allah'a ve yaratılışa inananların nasıl inanma ve iman etme hakkı varsa evrim hipotezine ve tabiat kuvvetlerinin tesadüfen varlıkları ortaya çıkardığınada bazı insanların inanma ve iman etme hakkı vardır.Bazı insanlar ateist,agnostik veya deist olabilir.Bu kendilerini ilgilendiren bir inanç mevzuudur.Ancak bu inandıklarını ''Bilim'' adı altında ve ''ispatlanmış,kesin bilgiler'',''aksi düşünülmeyecek bilimsel tespitler'' şeklinde insanlara dayatmaya ve Allah'a inananları ''gerici'' olarak yaftalamaya hakları yoktur.

Yer çekiminin varlığı,hava basıncını, metallerin genleşmesini bugun kimse tartışmıyor,birçok fiziki hadiseyi bunlarla izah ediyor,formüllerle ifade ediyor ve problemler çözüyoruz.Bilimin sahasına giren bu konuların inanmak veya inanmamakla alakası olmadığını hepimiz biliyoruz.

Meleklerin ve cinlerin varlığı ise bilimin konusu olmayıp bir inanç mevzuudur.Pozitif bilimin dar bir sahada geçerli metodlarıyla inceleme sahasına girmeyen bu gibi hususlar objektif deney ve gözlem sahasına girmesede kişinin kalb ve vicdan mekanizmalarını kullanarak kazandığı şahsi tecrübelerle inanç dünyasına dahil edilir.

Evrim anlayışı yukarıda bahsettiğimiz fizik kanunları cinsinden olmadığı gibi,insanın kalbi ve ruhi fakülteleriyle yaşarak inanabileceği bir mahiyettede değildir.Ancak tabiatta ki canlıların zenginliğinden ve canlılarda ki bazı değişmelerin yorumlanmasıyla gelinebilecek bir inanç mevzuudur.

Bu zaviyeden yaklaştığımızda ''evrim hipotezi'' tıpkı din gibi bir inanç ve hatta bazılarınca bir nevi iman mevzuudur.Nasıl ki din ,insan hayatını şekillendiren değer hükümlerin temel kaynağıdır.Allah'a inanan kişinin hayatının bütün karelerinde bu inancın görüntülerini müşahade edersiniz.''Evrim inancı''da bu düşünceye inanan müntesiplerinin bütün hayatına tesir edecektir,tıpkı bir din gibi onların hayatlarının şekillenmesinde temel bir dinamik olacaktır.Dolayısıyla evrime inananlar,tabii ki bu inançlarını yaşamakta ve tebliğ etmekte hür olmalıdırlar.Ancak kendileri gibi düşünmeyen ''semavi dinlere''inananları bilim düşmanı görerek onlara saldırmaları kabul edilemez.
 

Biyoloji geçmişten itibaren bir bilim dalı olarak mevcut olanı tanımlayan(descriptive) bir mahiyetteydi.Tabiatta gözlemlediğimiz bitki ve hayvanların sistemleri,organları,doku ve hücrelerin yapısı ve işleyişi hakkında toplanan bilgilerin işlenmesiyle daha üst seviyede ki genel prensipler anlaşılmaya,canlı varlıklar üzerinde ki mükemmel nakışlar ve ahenkli işleyişler incelenerek,daha külli ve kucaklayıcı hakikatlere ulaşmaya çalışılıyordu.İncelediğiniz bir canlıda ki güzellikler,akılları durduran tedbirli ve abesiyetten uzak kusursuz yapılar,ekosistemdeki holistik(bütüncül) nizam ve işleyiş,düşünen her akıllı ve mantıklı insanı bir yaratıcı arayışına sevk ediyordu...

Bütün bu bakış açılarının aksine,''evrim düşüncesinin'' canlılar alemindeki bütün bu mükemmel güzellikte ki yapıları ve işleyişi bir yaratıcı yerine,şuursuz ve akılsız tabiat kanunlarının tesadüfi işleyişine vermesiyle,din ile ilim arasında ki mutabakat koparılmış oldu.Dinin mukaddesiyetinden koparılan ilim ''bilim'' adını alarak tabulaştırıldı ve bir nevi suni kutsallık kazandırıldı.Biyolojinin kalblerde imana yol açıcı güzellikleri yorumlama tarzı,tesadüflerle ve kendi kendine ortaya çıkan hayat anlayışına indirgendi.Fizik ve kimyadan elde edilen bilgi birikiminin,astronomi,mühendislik,tıp gibi dallarda kullanılacak teklonojik gelişmelere sebep oluşu ''bilim''e bir kutsallık atfedenlerin cesaretini arttırırken,dindarlarda bir çekingenlik ve geri duygusuna sebep oldu.Halbuki bilimdeki bu gelişmeler Allah'ın(c.c) insan aklına verdiği kabiliyetlerin,çalışmanın,deneyler yaparak araştırma aşkının ve gayretinin bir ürünüydü.İnsanı yaratılmışlar içinde en mükemmel yaratan,onu halifelik makamına çıkararak ''eşyaya tasarruf'' hakkı vermişti.İnsan Allah'ın(c.c) verdiği ilimle mutluluğu ve rahatlığı için teklonoji geliştiriyor,fakat bütün bu gelişmeleri kendinden biliyor,her şeyi tabiat kanunlarına veriyor.Yaratıcı'yı reddediyordu..

Bütün bu faktörlerin müşterek baskıları karşısında yetersiz ve azınlıkta kalan Hristiyanlık;rönesans ve reformla birlikte kaybettiği otoritesinin eksikliğini bir türlü telafi edemiyor ve ''yeni bilim anlayışı'' olarak dayatılan materyalist ve pozitivist görüşler karşısında geriliyordu.Böyle bir ortamda evrim hipotezide medyanın ve bilim dünyasına hakim karanlık güçlerin destekleriyle tam merkeze oturtuluyordu.Artık her keşif,elde edilen her bilgi evrim persfektifinden yorumlanıyor,yazılan her senaryo ve kurgu,hakim paradigma haline gelen evrimi destekleyecek tarzda yorumlanıyordu.Böylece tam bir bilimsellik kisvesi giyen evrim,bilim kitaplarında en mutena yerine oturtuluyordu..

Rifkin'e göre, ''evrim teorisi eğitim sistemimizin en temel unsuru haline getirilip kutsallaştırılmıştır;gereksiz tacizlerden korumak için etrafına sağlam duvarlar örülmüştür.Muhtemel zararlardan emin olmak için her türlü itina gösterilmiştir;çünkü onda meydana gelebilecek en küçük bir kırılmanın bile modern dünya görüşünün bütün entellektüel temelini sarsacağından endişe edilmiştir''(1)

Huxley, kendinden emin bir tavırla: ''Darwin'in artık bir teori değil,bir gerçektir;ciddi hiçbir bilim adamı tıpkı Dünya'nın güneş etrafında döndüğünü reddedemeyeceği gibi,evrimin gerçekleştiğinide reddedemez.''(2) şeklinde hezeyan derecesinde ifadelerde bulunmuştur.Fakat ne gariptir ki evrim teorisi ''bilimsel'' olduğu iddasına rağmen,bilim faaliyetinin ''olmazsa olmaz'' kriterlerinden olan ''anlamaya çalışma'' tavrını Karşı-iddialara kulak verme sadedinde-hiçbir zaman benimsenmemiş, her itirazı ''bilim dışılık'' ve ''bağnazlık'' ile dışlayarak muhtemel dirençleri baştan tesirsiz hale getirmiş ve böylece zaman içinde kutsal(!) bir dokunulmazlık kazanmıştır.
 

1-RIFKIN,J. (1984):Algeny:A New Word, A New World, Penguin (Darwin'in Çöküşü , 2001 Tercüme : Ali Köse . Ufuk Kitapları 18 , Bilim Dizisi:1, İstanbul)
2-HUXLEY.J (1960): '' At Random-A Television Preview''. Evolution After Darwin,ed. Sol Tax, University of Chicago Press c.1 s.42



(110 Soruda Evrim ve Yaratılış Tartışması - Prof.Dr.Arif SARSILMAZ)

Selam ve Dua ile..

Paylaşma linkleri