İlkokul çağlarındaydım. Amcamın oturduğu dede evinde, tüp patlaması neticesi yangın çıkmıştı. Can kaybı yoktu şükür. Bütün köylü evin etrafında toplanmıştı. Rahmetli halam çocukluk yıllarının geçtiği baba ocağının yandığını görünce, üzüntüden yere yığılıvermişti. Hemen müdahale ettiler. Nefes alamıyordu. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken, etraftakiler: "Dili boğazına kaçmış!" diyordu. Ânında müdahale edilmeliydi. Diğer halam, parmaklarını ağzına sokup dilini geriye çekmek suretiyle kardeşinin hayata tutunmasına vesile olmuştu. O zaman, dil boğaza nasıl kaçabilir diye çok düşündüm. Hattâ dilimi arkaya iterek bazı denemeler yapıyordum. Halamın yaşadığı üzüntü, diğer bütün kaslarıyla birlikte dil kaslarını da felç etmişti. Bunun neticesi dil arkaya doğru kayarak nefes almayı engellemişti.

Dilde tahmin edemeyeceğimiz sayıda farklı kas vardır. Bu kaslar hem dili yerinde tutar, hem de onun son derecede hayatî birçok hareketi yapmasında vazife alır. Sadece kaslardan müteşekkil bir organ olan dil, ağız boşluğuna en ideal şekilde yerleştirilmiştir. Ağız kapalı olduğu zaman, aşağı yukarı bütün ağız boşluğunu doldurur. Normal pozisyonda dilin ucu serbestken, yan kenarları diş kavisleriyle, üst yüzü de sert damakla temastadır.

Dil, gövde ve kök olmak üzere iki parçaya ayrılır. Gövdenin her tarafı, ağız boşluğunda serbest görülebilir. Dil kökünün serbest yüzü arkaya, boğaza (yutak) bakar ve gırtlak aynası ile muayenede görülebilir. Bu iki parça, tersine çevrilmiş V () harfi şeklindedir ve birbirinden bir olukla ayrılmıştır.

Dil kökünün alt yüzü, boğaza yapışıktır. Buradan iskeletten gelen kaslar, dilin damarları ve sinirleri geçer. Dil kökünün yan yüzleri, bademciklere komşudur. Dil kökünde bulunan tükürük bezleri kaygan bir sıvı salgılar. Bu koyu salgı, dil kökünü ıslatarak yutma sırasında lokmaların yutağa daha kolay kaymasını sağlar.


Aslında küçük bir organ olmasına rağmen, kaslarının çokluğu, bu kasların yapışma yerlerinin ve kas liflerinin yönlerinin çok çeşitli olması, liflerin kasılma ve esnemesini kolaylaştıran yağ dokusunun bolluğu dilin hareketlerini kolaylaştırır. Yine bu saydığımız faktörlerden dolayı dil, şeklini değiştirebilme hususunda şampiyon organdır. Dile yerleştirilen bütün bu anatomik özellikler, dilin çeşitli görevleri kolay ve hızlı şekilde yapabilmesini sağlar. Dilin çiğneme, yutma, emme ve konuşma gibi işlerde çok önemli görevleri vardır.

Çiğneme sanatı
Dil, çiğneme sırasında gıda parçalarını alt ve üst dişlerin arasına yerleştirmekle görevlidir. Bu durum bana, babamın kışlık odunları parçalarken bir eliyle odunu tutup diğer eliyle de odunun ortasına baltayla vurmasını hatırlatır. Balta her ân elinizden kayabilir ve bir yerinizi kesebilir. Bunun için usta olmak lazımdır. Lokmayı dişlerin arasında tutarken dilin de kesilmemesi gerekir. Çiğnerken bu mekanizma mükemmel bir şekilde çalışır; fakat biz buradaki İlâhî sanatı gereğince tefekkür etmediğimizden, Rabb'imize layıkıyla şükretmeyi ihmal ederiz. Lokmaları çiğnerken bazen yanlışlıkla dilimizi ısırınca, bir "Ah!" çeker; fakat yine de rahmeti, hikmeti ve sanatı sonsuz Rabb'imizin bize verdiği nimetlerin şükrünü gereğince eda etmeyiz. Dilin üst yüzeyinde bulunan, sert ve dayanıklı doku (epitelyum) ile örtülü kabarcıklar, dişler tarafından parçalanmış, tükürükle ıslatılmış yemek parçalarının daha fazla ufalanması ve ezilmesinde görevlidir. Bu şekilde, ezilmiş yemek parçaları, tükürükle karıştırılarak kolay yutulabilecek lokmalar hâline getirilir.




Yutmadaki mükemmellik
Yutma sırasında dil, sert damağa dayanarak, lokmalar üzerine yavaş yavaş önden arkaya doğru basınç yapmak suretiyle, onların arkaya ve aşağıya, yutağa kaymasını sağlamakla görevlidir. Bu yutmanın iradeli safhasıdır. Bundan sonra lokma otomatik hareketlerle mideye indirilir. Yemek yemede bile irademiz bu kadardır. Ondan sonra, mide ve bağırsaklarda olanlara hiçbir iradî katkımız yoktur. Hepsi İlâhî lütufla gerçekleştirilir.

Harika bir mekanizma: Emme
Emme sırasında her tarafı kapalı olan ağız boşluğunda, dil arkaya ve aşağıya doğru yaptığı hareketlerle, bir pompanın pistonu gibi iş görür. İçtiğimiz her çeşit sıvıyı içeriye çeken bir vakum oluşmasında rol alır.

Konuşma mu'cizesi
Dil, ağız boşluğundaki değişik hareketleriyle ve şekil değiştirmesiyle kelimelerin yapıtaşları olan çeşitli seslerin oluşmasında ve mu'cizevi hâdise olan konuşmamızda önemli rol oynar.

Tat uzmanları
Dil üzerinde, çeşitli şekillerde küçük kabartılar görülür. Bu kabartılara tat tomurcukları (papilla) denir. İnce iplik şeklinde olan bu tomurcukların sayısı çok fazladır. Bunlar sert bir örtü dokusuyla kaplıdır ve tat duyusuyla birlikte yediğimiz şeyleri, parçalayıcı bir kabiliyetle donatılmıştır. Vahşi hayvanlarda bu papillaları örten epitelin üst tabakası çok serttir. Bundan dolayı bu hayvanlarda, dilin üst yüzü âdeta bir törpü gibidir. Şekil bakımından mantara benzeyen ve renkleri kırmızı olan papillalar sayıca daha azdır ve özellikle ön kısımda bulunur. Bu papillalar sayesinde canlılar, acı, tatlı, tuzlu ve ekşi başta olmak üzere, sayısız tat çeşidini algılayabilme yeteneğine sahiptir.

Örnek temizlik
Dilin ucu, bir kürdan gibi sivriltilerek ağız boşluğunda bulunan dar köşeleri, ufacık çukurları ve hattâ diş aralarını bile temizleyebilecek bir şekilde yaratılmıştır. Eğer dilin bu ağız içini temizleme fonksiyonu olmasaydı, ağız yaraları ve diş çürükleri hayatı çekilmez kılacaktı.

Dile verilmiş diğer hareketler
Dilimizde çok sayıda kas bulunur ve bunlarla çeşitli hareketler yapılabilir. Her kasın, tıp dilinde ayrı bir ismi vardır. İskeletten gelen kaslar, dilin dışarıya çıkmak veya içeriye çekilmek gibi hareketleri kolayca yapmasına vesile olur.

Alt çene kemiğinin iç yüzünden başlayan kasın (M. genioglossus) lifleri, yelpaze şeklinde açılarak dilin ucuna, sırtına ve köküne doğru uzanır. Bu kasın dil köküne giden lifler, kasıldığı zaman arka kısmını öne çekmek suretiyle bütün dili öne iter. Diğer lifler kasıldığı zaman ise, dil aşağıya, ağız döşemesine doğru çekilir. Bu kasın sürekli hafif kasılı olmasıyla sırt üstü yatıldığı zamanlarda, dilin arkaya gitmesi ve nefes yolunu kapatması engellenir.

Çene altındaki küçük kemikten başlayan kasın yukarıya ve öne doğru uzanarak dilin içine giren lifleri, iki taraflı kasılırsa dil aşağıya ve arkaya, tek taraflı kasılırsa, kasılan tarafa çekilir. Kulağın içinde bulunduğu şakak kemiğindeki dikensi çıkıntıdan uzanan kas kasılınca ise, dil arkaya doğru çekilir. Dilin üst kısmında uzanan kasın kasılması ile dil arkaya çekilir ve dilin ucu yukarıya kaldırılır. Dilin alt kısmında uzanan kasın kasılması ile dilin ön kısmı arkaya çekilir ve dilin ucu aşağıya iner. Dilin içinde lifleri enine yatay seyreden kasın kasılması ile dilin ucu uzatılır ve sivriltilir. Dilde lifleri enine dikey seyreden kas kasıldığı zaman ise, dil inceltilir.

Ağzımıza ustaca yerleştirilmiş olan bu organımız bize, her şeyi mükemmel ölçüler içinde yaratan, ilmi, hikmeti ve sanatı sonsuz Yüce Yaratıcı'yı hatırlatır.




( Dr.Hacı Lüy)
 

Paylaşma linkleri