Cevap: 

Değerli Kardeşimiz

1.

" İ'lem eyyühe'l-aziz! Hardale ile tabir edilen, bir darı habbesi hükmünde olan kuvve-i hafızanın ihata ettiği meydanda gezintiler yapılırken o kadar büyük bir sahraya inkılâp eder ki, gezmekle bitmez bir şekil alır. Acaba o hardalenin içindeki meydanı bitiremeyen, o hardalenin dairesini ne suretle bitirecektir? Aklın nazarında hardalenin vaziyeti böyleyse, aklın gezdiği daire nasıldır? Aklı da dünyayı yutar. Fesübhânallah! Cenab-ı Hak hardaleyi akıl için dünya; ve dünyayı da, akıl için bir hardale gibi yapmıştır."  (1) 


Kuvve-i hafıza bir hardal tanesi kadar kabul ediliyor. Akıl onun içine girince ve içindeki bilgilere bakıp gezmek isteyince, o küçücük hardale, büyük bir sahraya inkılap ediyor. Yani, akıl için uçsuz bucaksız bir sahra. Peki aklın kendisi nasıl bir şeydir? Akıl ise dünyayı yutar, ilmiyle yutar. Dolayısıyla hardale, akıl için bir dünya, dünya ise, akıl için bir hardale olmuş oluyor.

İkinci sorunuzdan neyi kastettiğiniz anlaşılmıyor.Risale-i nurlarda geçen bir yer ise yerini yazarsanız cevaplayabiliriz:.

Selam ve Dua ile..

Paylaşma linkleri