Cevap: 

Değerli Kardeşimiz

Allah kâinattaki varlıkları, kendi sanatını göstermek için yaratmış ve onlara belli bir ömür vermiştir. Canlıların bir kısmının ömrü saniyelik, bir kısmının dakikalık, bir kısmının mevsimlik, bir kısmının senelik, bir kımının hayatı da çeyrek asırlık veya asırlıktır. Mevsimlik bir ömre sahip olanların fertleri her mevsimde yeniden yaratılır. Böylece hayat sahipleri her mevsimde yeni gelenlere yer verirler. Mesela, kiraz ağacının başındaki meyvenin ve yaprağın her mevsimde gitmesi ve yerine yenilerinin gelmesiyle,  onlar hayatlarında gösterdikleri gelişme ve değişikliklerle tefekkür ehline, Allah’ın sanat eserlerini takdim ederler.

Canlıların fertlerindeki ömür sınırlı olduğu gibi, her hangi bir canlı türünün hayatı da sınırlıdır. Cenab-ı Hak, bazı canlı gruplarını belli bir devre yaşatmakta, sonra bir takım sebeplerle onları ortadan kaldırarak, bunların yerine yenilerini getirmektedir. Mesosaurus gibi nesli tükenen hayvanlar bu gruptandır. Böyle nesli tükene canlı grubu öyle iddia edildiği gibi çok fazla değildir. Neslinin tükendiği bilinen  canlılar çok azdır. Belki, mevcutların %5 veya 10’nu bile değildir. Buna, tesbit edemediklerimizi de eklerseniz, en çok belki yaşayanların %20’si kadardır. Kaldı ki, sayı o kadar önemli de değildir. Çünkü, kâinatın sahibi Allah’tır. O bütün âlemlerde istediği ve dilediği gibi tasarruf eder, birini götürür, diğerini getirir. Zaten bu âlemde yaratılan canlılar, bir bakıma dünya fuarında sergilenen canlılardır. Sergilik vazifesini bitirenler bu âlemden ahirete gönderilmektedir.

Aslında bütün canlılar bu dünya fuarında kendilerine biçilen rolü oynayıp buradan ayrılıyorlar. Bu âlem daimî değil ki, buradaki canlılar daimî olsun. Her canlı geçicidir, fanidir. İnsan da fanidir, insan soyu da fanidir. Bu dünyanın kendisi de gerçici ve fanidir. Bu âlemdeki varlıklar vazifelerini bitirip, sürelerini doldurunca ebedî âlemde yeniden yaratılmak üzere, bu dünyaya veda edecekler.

Bu geçici âlemde Mesosaurus, 200 sene yerine 400 sene yaşasa ne olacak? Netice itibariyle yine bu âleme veda edecek. Sonsuz, ilim, irade ve kudret sahibi olan Yaratıcı, her canlı grubuna ve hatta her bir ferde farklı bir ömür tayin etmiştir. İnsan da öyle değil midir? Her bir ferdin hayat süresi farklıdır. Esas olan bu hayat süresi içerisinde, Bakî ve Ebedî olan bir Yaratcı’ya muhatap olabilmek ve O’nu hakkıyla tanımaktır. Allah’ı bilen ve tanıyan ve O’na muhatap olan bir hayatın kısalığı veya uzunluğu önemli değildir. O’na muhatap olunan kısa bir an, ahirete ebedî bir zaman olarak tecelli eder. O yaratıcıya muhap olamayan ve onu bilmeyen bir kimsenin dünya hayatı, bin sene de olsa, ahiret itibariyle bir saniye kadar değeri yoktur.

Kur’an-ı Kerim’de, bütün canlı ve cansız varlıkların Allah’a secde, ibadet, hamd ve tesbih ettiği bildirilir. Dolayısıyla O’nu bilen ve tanıyan ve O’nu tesbih eden bir Mesosaurus’un bu dünyada bir an yaşaması kafidir. Bu kısa ömür Mesosaurus’a ebedî bir ahiret hayatını kazandırır.

Günümüz insanı şefkat ve merhamet hissini maalesef yanlış yerde kullanıyor. Esas acınacak ve merhamet edilecek olanlar, Mesosaurus gibi Allah’a secde ve ibadet ederek, belli bir devre yaşayıp ebedî hayatını kazanarak bu hayat sahnesinden çekilen canlılar değil, Allah’ı tanımayan ve O’na hakkıyla kulluk etmeyerek insanlık makamının gereğini yerine getiremeyen, kendi hayatını boş yere heba edip, Cennet hayatı yerine Cehennem hayatını satın alan insanlardır.

Selam ve dua ile..

Prof.Dr.Adem Tatlı

Paylaşma linkleri